Elena öteki taraftan dönmüştü, hemde bir melek olarak. Elana öteki taraftan döndüğünde, ona ikinci bir yaşam bahşedildiğinde yanına sadece binbir çeşit kanatlar getirmemişti, dünyada ne güç için açgözlülük yapan kim varsa onları da peşinden getirmişti. Farketmeden. Kanatlar sevdiklerini korumaya, arındırmaya ya da ne isterse onu yapmasını sağlayabilirdi.
Kardeşine öfkelenen Damon, ormanda karşılaştığı gizemli bir yabancıyla karanlık bir anlaşma yaptı. Sorun şuydu bu anlaşmayı Damon başından beri hiç yapmamıştı ve kardeşi Stefan arkasında Elenayı bırakıp kimsenin gitmeyi göze almadığı bir yere gitmişti. Kasabaya musallat olan bu tilki ruhlar hepsini öldürmek istiyordu. Elena içinde kaldığına inandığı bir güçle onlara karşı savaştı, sevgilisinin nerede olduğunu öğrenebilmek onu geri getirebilmek için. İstediğini aldı ama bedavaya değil, Damon'ın üç günlük anılarına karşı.
Şimdi Stefan'ı bulmaya çalışırlarken yolda nelerle karşılaşacaklardı? Ve Elena güç'ü kontrol edip kanatlarını kullanabilcek miydi?
Dizisini izleyip kitabı okuduysanız tuhaf gelebilir. Ben kitabı okuyum diziyi seyrettim ve cinnet geçirdim. Öncelikle kitap ve dizide birbirine benzeyen sadece iki karakter var onlar da Matt ve Caroline, bu ikisi hariç dizide olan hiçbir karakterin kitapla alakası yok. Kurgu olarak kesinlikle kitap daha iyi diziden bambaşka bir evren. Dizideki o salak Elena yok kitapta. Katherine ve klaus ile karşılaşıyoruz bu kitapta. Elena güç'ü kullanarak klaus'u şimdilik başından defediyor ama asıl karanlık daha yeni başlıyor.
"Ben bir melek değilim," dedi Elena bunu hâla anlamamış olanlar varsa diye! "Ben bir melek değilim ve bir hayalet de değilim. Ben Elena Gilbert'ım ve diğer tarafta bulundum. Şimdiyse yapılması gereken herşeyi yapmaya hazırım ve buna birilerini tepelemek de dahil!"