Bu ışıkların altında dururken büyük cümleler kurmak istemiyorum.
Hayat, anlam, umut… Hepsi bir ara çok konuşuldu, çok yıprandı. Şimdi daha sessizim. Daha az beklentiliyim. Belki de daha gerçek.
Dallar çıplak, hava soğuk. Işıklar ise sanki her şeye rağmen yanmayı seçmiş gibi. Kimse onları izlemese de, kimse fark etmese de. Ben de biraz öyleyim galiba. İçimde eskisi kadar umut yok, bunu inkâr etmiyorum. Ama tamamen karanlık da değil. Sadece daha temkinli bir aydınlık bu.
Eskiden bir şeylerin düzeleceğine inanmak kolaydı. Şimdi inanmak yerine bakıyorum. Olduğu hâliyle görüyorum hayatı. Eksik, kırık, bazen güzel ama çoğu zaman yorucu. Yine de buradayım. Kaçmıyorum. Bunu bir erdem gibi anlatmayacağım; sadece bir durum.
Bu ışıklar bana mutluluk vaat etmiyor. Ama şunu söylüyor:
Her şey geçici. Hüzün de, sevinç de.
Bugün böyle uyandım.
Daha iyi olacağına dair bir sözüm yok. Daha kötü olacağına dair de. Hayatın benden istediği tek şeyin, onunla aynı anda var olmak olduğunu anladım. Ne fazla anlam yükleyerek ne de ondan kaçmaya çalışarak.
Umut az olabilir.
Ama burada olmak, bakmak, yürümeye devam etmek yeterli.
Dünya anlamlı olmak zorunda değil; ben yine de onun içinde durabilirim.