Bir filozof muyum ben yoksa bir estet mi, sessiz sedasız bir iletişimci miyim yoksa kavramsal sanatçı mı? Ve bu
eylemlerden birini, beni az çok geçindirecek ve anlamlı bir hayatı yaşadığımdan
nihayet emin olmamı sağlayacak bir mesleğe dönüştürmeyi nasıl başarabilirim?
Mutsuzluğumun özü de bu soruda yatıyor bir anlamda.
İki kişiyken yalnız olmak istemiyorum. Bu
cümle söylendiği zaman ben genellikle susuyorum, Traudel de suskunluğumu
zaman zaman suçumu kabullenmem olarak yorumluyor. O zaman da yine
susuyorum çünkü her insanın kendi içinde yalnız olduğunu, ayrıca bu yalnızlığın
kötü bir şey olmadığını söyleyemiyorum. Kendi içlerinde yalnız olduklarını
şiddetle inkâr eden bir sürü insan olduğunu biliyorum, onlardan biri de Traudel.
Zavallı hassas şeyler,narin gözleri olan... Tatlı kadınlar! Neden ağlamıyorlar? Neden haykırmıyorlar? Her şeyden vazgeçmişler. Gözleri şefkatle,nezaketle dolu...