Ahmet Mithat Efendi’nin Henüz 17 Yaşında adlı romanı, alışıldık aşk hikâyelerinin dışına çıkan, vicdan ve insanlık ekseninde ilerleyen etkileyici bir eserdir. Romanın ana karakteri Kalyopi, daha 17 yaşında bir genç kızken ailesine maddi destek sağlamak amacıyla genelevde çalışmak zorunda kalır. Onun hikâyesi, dönemin kadınlarının nasıl çaresizlik içinde hayatta kalmaya çalıştığını açık bir şekilde gözler önüne serer. Kalyopi’nin hayatı, bir gece tesadüfen o eve gelen Ahmet Bey ile tanışmasıyla değişmeye başlar.
Ahmet Bey, Kalyopi’nin yaşına, saflığına ve bulunduğu yere ait olmayan duruluğuna büyük bir acıma ve koruma hissiyle yaklaşır. Onunla kurduğu ilişki ne tutkulu bir aşk ne de arzulu bir bakış içerir. Bu durum, eseri benzerlerinden ayıran en güçlü yönlerden biridir. Ahmet Bey, genç kıza sadece insan olduğu için değer verir; onu sahiplenmek, hayatını düzene sokmak, onu bu karanlık yerden çekip çıkarmak ister. Onun bu tavrı, aşk temelli klasik Türk romanlarında alışık olduğumuz erkek figürlerinin dışına çıkar. Ahmet Bey’in Kalyopi’yi sevme biçimi, ona duyduğu şefkatten, merhametten ve babacan içgüdülerden doğar.
Eserde en dikkat çekici yön, Ahmet Bey’in Kalyopi’ye karşı hiçbir romantik his beslememesidir. Bu durum, kadına yönelik iyi niyetli bir davranışın illa ki aşkla ya da karşılık beklentisiyle açıklanması gerekmediğini gösterir. Onun yaptığı, gerçek anlamda bir insanlık örneğidir. Kalyopi’ye el uzatır, eğitimini destekler, ona güvenli bir hayat sunar ve sonunda onunla evlenerek hem toplum önünde hem de kendi vicdanında bu iyiliği tamamlar. Ancak bu evlilik bile bir aşk evliliğinden ziyade, bir koruma ve kollama kararıdır. Bu yönüyle roman, özellikle kadın karakterin duygularından çok, yaşam mücadelesini ve toplumun ona biçtiği rolleri ele alır.
Henüz 17