Canbeey

Ey Şeyhim keşke zamanına yetişseydim...
Efendi Hazretleri kürsülerde çok sesli konuşurdu ama tatl bir ses ile konuşurdu, bağırmazdı. Efendi Hazretleri'nin insanların kalbine tesir eden bir sesi vardı. Koca Yavuz Selim Camisi'nde mikrofonsuz konuşurken herkes duyardı. Ben müezzinlikte otururdum, olduğu gibi sesini duyardım. Gür bir sesi vardı. Zaman zaman sesini yükseltirdi. Hatta bir keresinde: Benim bu şeriatıma saldırılıyor, bir köpek sahibi için ürüyor da ben niye ürümeyeyim?! Havlamayayım?! Benim dinim çiğneniyor. diye çok sert vaaz etmişti.
Sayfa 214·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Kılıç cihadı adam öldürür , vaaz cihadı adam diriltir. Cihadin en faziletlisi emr-i bi'l-maruf nehy-i ani'l- münkerdir "Sakın 'Ben milletin etlisine, sütlüsüne karışmam." demeyin. Herkes bildiği kadar anlatmalı. '"Namaz, tesettür farzdır. Kumar oynamak, içki içmek haramdır.' Bu kadar da diyemez misiniz?! 'Emr- bil-mâruftan anlamam.' dememeli. Mevlâ seni anlar yarattı, neden anlamaz gözüküyorsun?! Acıktğın zaman açlığını anlyor ve 'Acıktım.' diyebiliyorsun da Allâh'ın dinini neden tebliğ etmiyorsun?!"
16 bin köy gezmek:) Biz senden Razıyız Seyhim
Bu hususta Sakir Daloğlu Hocafendi şöyle anlatmıştır. "Efendi Hazretleri Türkiye'nin (o zamanda yaklaşık) kirk bin köyünde illa sohbet olmasın istiyordu, Onun için bir gün bana buyurdu ki "Bu kırk bin köyde birer vaaz edelim. Maksadımız Allah'ın rizası. Muhtar, imam, öğretmen köyün ileri gelenleri ile görüşülecek, icabın da müftüye uğranacak. Neticede 'Biz para istemiyoruz, bir partiden bahsetmiyoruz, sadece Allâh rızası için geldik.' diyeceğiz. Efendi Hazretleri bu hususta: 'Mesela gittin bir köye, imamı ters buldun, muhtara gittin ama kahvede de olsa vaaza o da izin vermezse orada vaaz olmuş gibidir, orayı da işaretleyeceksiniz.' buyurdu. Biz gençliğimizde aşağı-yukarı on altı bin tane köy gezdik. Burada hep eski haritalar vardı, gittiğimiz yerleri onlara işleyip kaydediyorduk." Çıktığı yolculuklarda tüm zorluklara rağmen tebliği terk etmiyor, sefer boyunca yanındakilere de örnek tavırları ile bazı usülleri öğretiyordu. Tebliğe verilmesi gereken önemi ve bu yüce vazifenin sevdirerek tatlı dille yapılmasını șöyle ifade ediyordu: "Kapı kapı, köy köy gezmeli, emr-i bi'l-mâruf yapmalıdır. Millete iman, namaz anlatmalı." "istanbuľ'un bütün evleri medrese olsa; emr-i bil-mâruf ve nehy- ani'l-münker olmasa bir değer ifade etmez." "Allâh aşkına acıyın bu insanlara. Sel gibi cehenneme akıyorlar." "Kızarsanız hiç adam kazanamazsınız. Kendi yakınlarına da öyle. Allâh-u Teâlâ, Firavun gibi şiddetli adam için Mûsâ (Aleyhisselâm)a: 'Yumuşak söyle.'" diyor. Velhasil çok yumuşak olalım. Yani bir insan kâfir olmadıkça ondan ümidi kesmeyelim.
"Üç şeyi geciktirmeyin; *Vakti gelince namazı *Hazır olunca cenazeyi *Denk birini bulunca bekarı ~ Tirmizi
Önceki peygamberlere gönderilmiş bulunan kitaplarda, yüce Allahın söyle buyurduğu anlatılır: Her namaz kilanin namazini kabul edecek degilim. Ancak ben, azametim karşısında tevazu gösteren, kullarıma karşı kibirlenmeyen, sıf benim rızamı kazanmak için yoksul açı doyuran kimsenin namazını kabul ederim."