Kıskançlık! Otello kıskanç değil, karşısındakine inanan bir adam” diyor Puşkin.Yalnız bu sözler büyük şairimizin zekasındaki olağanüstü derinliği göstermeye yeter.Otello’nun ruhu ezgin, ideali mahvolduğu için hayat görüşü alaboradır.Gene de o gizli gizli casusluğa, gözetlemeye kalkışmaz.İçi inanç doludur.İhanete inandırabilmek için, onu büyük bir zorlukla sürüklemek, itmek, körüklemek gerekir.Gerçek kıskanç öyle değildir.Kıskanç adamın en ufak bir vicdan azabı duymadan manen ne kadar düşebileceğini, ne türlü adiliklerle bağdaşabileceğini tasavvur etmek bile güçtür.Hem de adi, kirli ruhlu olmaktan gelmez bu. Tam tersine, temiz fedakarlık bilen bir sevgiyle dolu yüksek kalpli insanlardır.Gene de kapıdan dinlemeleri, en namussuz gözcülere para yedirerek casusluğu olanca çamuruyla kabullenmeleri mümkündür.Otello’nun kötülük bilmeyen, çocuk gibi saf bir ruhu vardı.Saftı ama ihanete dayanamıyordu.
Önümüzde İsa’nın o ulaşılmaz hayali olmasa, hepimiz tufandan öncekiler gibi doğru yolu şaşırır, mahvoluruz.Gerçi birçok şey bu dünyada bizden saklıdır ama buna karşılık semavi alemle aramızda canlı bağlar bulunduğunu bildiren gizli duygular bağışlanmıştır.Zaten duygularımızın, düşüncelerimizin kökü de burada değil, başka alemdedir.Filozofların, hiç bir şeyin esası yeryüzünde idrak edilemez, demelerinin sebebi de budur.