Şüpheli bir han tabelasıydım sanki orada.
-Bir fırtına gelip kovdu göğü. Akşamdı,
Yitiyordu ormanların suyu erden kumlarda,
Buz parçaları fırlatıyordu göklere Tanrının
rüzgarı;
Tam sırayı bozup ona doğru koşacakken, birdenbire onun bu hattaki bir otobüse binmeyeceğini, cebinde kalan son parayla bile bir taksiye atlayacağını, üstelik çoktan ölmüş olduğunu kavrıyorum. Az kalsın...