Yeni seküler kimlikle, tecrit ve kapalılıktan kurtulmak için, adı geçen kimlik zemininde "gerçek ve ortak kimlik kazanılması" emeline düşülmüş, bu sebepten Tanzimat'la başlayan resmi ideolojinin "Batılılaşma" hedeflerine destek olunmuştur. Bu süreçte, "Dönme Yahudi desteği, resmi ideolojinin tabii destekçisi" haline gelirken "seküler kimlik"e geleneksel tepki "İslami kimlik" sürekli dışlanmış, reaksiyonlarına "irtica " damgası vurulmuş, "İslami yaşam alanının daraltılması" günümüz Turkiyesi'nde bile "en etkin devlet aksiyonları'ndan olarak varlığını sürdürmeye devam etmiştir.
Rönesans ve Reform hareketleri sonucu yaşanan değişim, temelinde "Her şeyin merkezinde Tanrı ve din" olan "geleneksel düzen" anlayışına karşı çıkıyor, sekülaristleşmenin getirdiği laisizm reaksiyonu, "Merkezi insan ve akıl" olan yeni hayat felsefesi ve düzen anlayışını doğuruyordu.