Yaptığı iyilikler, ona ihtiyacı olanlar arasında dağılıyordu. Dünyayı olduğu gibi kabul ediyordu antoa. İnsanlar iyi yada kötü olabilirlerdi; onları yargılamıyordu. Hiç kimsenin, koşullarını zorlayarak, hep iyi olmasını beklemiyordu. Herşey içten geldiği gibi olmalıydı. Insanlar doğuştan iyi olabildikleri gibi içtenlikle kötü de olabilirlerdi. Onun dağıtmayı bildiği iyilik ise, ölçülmüş yada seçilmiş değildi. Ne yaptığını kimin için yaptığını unutuyordu. Gözleri engellenemez, olağan üstü bir güçle, mucizenin gerçekleştiği o ağnı yaşıyordu yalnızca.
"tüh, eskiden senin geniş paçalı pantolonlarını deli gibi kıskanırdım.
Şimdi de sendeki sakinlik ve mantık bende yok diye üzülüyorum. Olacak şey değil.