Devlet aklı’ söyleminin en tehlikeli tarafı, tanımlanamamasıdır.
Devlet aklı ne yapıyor, kime hizmet ediyor, kimleri dışlıyor, hangi kurumlardan oluşuyor soruları havada kalıyor.
Dikkat buyurun, bu muğlaklık esasen söylemin işlevselliğinin anahtarıdır. Çünkü, muğlaklık, otoritesi olmayan aktörleri meşru kılmak için kullanılır.
Esasen bu muğlaklık, stratejik bir amaca hizmet ediyor; muhalif sesleri susturmak.
Bu söyleme karşı yapılan her muhalefet, otomatik olarak ‘devlet aklını’ anlamayan, ‘dar görüşlü’ olan kişilerin muhalefeti olarak konumlandırılıyor. Çünkü ‘devlet aklının’ tanımsız olması ona karşı çıkışı da tanımsız hale getiriyor—eleştiriyi hayali bir kutsallaştırmaya karşı duruş haline çeviriyor.
Sonuç ‘devlet aklı’ söylemi, sorunları çözmek yerine, sorunları erk sahibi bir azınlığın elinde toplamak için kullanılıyor.