Milliyetlerin aynı topraklar üzerinde açıkça kaynaşmış olduğu, onları salt yaşadıkları mekân yüzünden birbirine düşürmenin
kesinlikle gerçekçi görünmediği Avrupa’nın pek çok köşesinde ve dünyanın geri kalan bölümünün çoğu yerinde olduğu gibi, “milli
devletler”in milli açıdan heterojen bir nitelik taşıması artık çok daha kolay kabul ediliyordu.
Olması gerekenden daha büyük devlet kurumları kaynakları her zaman yanlış kullanır, bu sebeple de bir sürü orta seviye yönetici varken yeterince denetimci bulunmamaktadır.
ABD’nin erken dönemindeki politik söyleminde, “millet” teriminin federe eyaletlerin hakları karşısında merkeziyetçi ve üniter çağrışımlar uyandırmasından kaçınmak amacıyla, “halk”, “birlik”, “konfederasyon”, “ortak ülkemiz”, “kamu”, “kamu refahı” ya da “topluluk” gibi deyişler tercih edilmekteydi.