Muhammed fatih

Muhammed fatih
@Canpolat92
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِق۪ينَ iman edenler Allah´tan korkun ve doğrularla sadıklarla beraber olun. (Tevbe : 119)
"Ahmed" dedi, "Boynunda bir nişan taşıyorsun, lakin hâlâ hakikatini bulamadın. Yalnız kalmışlığına inliyorsun. Kimsen yoksa Allah var. O kimsesiz bırakmaz sevdiğini. Sen bilmezsin, lakin bazıları ihtiyar doğar. Onlara çelik çomak oynamak yoktur, onlara beyhude oyalanmak yoktur; manayı duymak, ışığı yaymak, ateşe atılmak, susuzlara sâki olmak, sonra o susuzluğun içinde dahi kavrulmak... Âşık olmak, Aşk'la olmak, hatta Aşk olmak vardır. Bu vaktin sakisi sensin, Peygamberin bu diyara saldığı valisi sensin. Lakin âdemoğluna tanıtmadan önce kendini tanı. Etrafına bir bak, ne zelil halde insanlar. Hep bir arayış, bir bekleyiş ve hatta inleyiş içindeler. Göğe yükselmiş nalişlerini işitmiyor musun gariplerin? Onlar ekmekten, aştan fukara değil; onlar aşktan fukara. Gönülleri inliyor onların. Kalpleri susuz kalmış da bir sâki bekliyorlar. Sen ise 'ben kimim' deyip duruyorsun, beyhude terennüm ediyorsun kendine bu sözleri. Biliyorsun, lakin bildiğini bilmiyorsun henüz "
Sayfa 127 - Nesil yayınları·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ahmed geldiği vakit ona da bahsettiler sultanın isteğinden. İlkin kabul etmeyecek oldu, lakin sonra Peygamber sözünü yere düşürmeyi yakıştıramadı kendine. Gözlerini kapayıp sadece dua etti. Açtığında ise koca dağ yerle bir olmuş, bir toz bulutuna boğulmuştu. Gördükleri karşısında hayrete düşen Yesevi Sultan, Ahmed'in yanına gelip ellerine yapıştı, "Dilerim ki ismim bu âlemde hep var olsun, sizin isminizle bir söylensin ve ilelebet var olsun" dedi. Ahmed "Bu andan sonra bizim ismimizi kim söylerse senin isminle beraber ansın o vakit" dedi. Böylelikle o günden sonra Ahmed Yesevi diye anılmaya başlandı. Gayrı sırrı aşikar olmuş, aleme yayılmıştı ismi. Bir isimdir ki; duyan hayret ediyor, bilen rahmet ediyor ve ediyordu. Bilmeyen hased ediyordu
Sayfa 102 - Nesil yayınları·Kitabı okudu
Her sabah vakti ses geldi kulağıma, "Zikret!" dedi. Zikredilen bendim işte. Aşksızları gördüm ki hep yolda kaldı. O sebeple aşk dükkanını kurdum ben işte. - Ahmed Yesevi kuddise sirruhu
Sayfa 100 - Nesil yayınları·Kitabı okudu
Hak Teâlâ Hazretleri buyurdu: "Nice çıra vardır ki yel onu söndürür. Nice Allah'a kulluk eden vardır ki şaşkınlık onu fesada götürür. Nice zengin vardır ki zenginlik onu fesada götürür. Nice fakir vardır ki yoksulluk onu fesada götürür. Nice âlim vardır ki ilim onu fesada götürür. Nice bilgisiz vardır ki bilgisizlik onu fesada götürür. Şimdi eğer beli bükülmüş ihtiyarlar olmasaydı, benden korkan yiğitler olmasaydı, süt emen çocuklar olmasaydı, gökleri demir, yerleri tunç kılardım. Gökten bir damla yağmur indirmezdim. Yerden bir çekirdek bitirmezdim ve onlara devamlı azap ederdim."
Çelik yayinevi·Kitabı okuyor
Ey âdemoğulları! Sizi namazda sınadım, gayretsizsiniz. Zekâtta sınadım, cimrisiniz. Oruçta sınadım, dertlisiniz. Hastalıkta sınadım, şikâyetçisiniz. Hayırda sınadım, yasaklayıcısınız. Mescitte sınadım, esir gibisiniz. Pazarda sınadım, emir gibisiniz. Nefiste sınadım, kuvvetsizsiniz. Akılda sınadım, zayıfsınız. Ben size keremimden rahmet edeyim. Yoksa hiçbiriniz bu dirlikle rahmete layık değilsiniz.
Sayfa 168 - Çelik yayinevi·Kitabı okuyor