Derler ki, tabiatta haksızlığa uğramak kötü, haksızlık yapmak iyi bir şeydir. Haksızlığa uğrayanlar ise, haksızlık edenlerden çok daha fazladır. İnsanlar, birbirlerine haksızlık ede ede, haksızlığa uğraya uğraya, birbirinin tadını, ötekinin acısını duymuşlardır. Haksızlığa uğramaktan sakınmayacaklarını, haksızlık etmeyi de her zaman beceremeyeceklerini anlayınca, bir anlaşmaya varmayı düşünmüşler, kanun koymuşlar, kimse haksızlık etmeyecek, haksızlığa uğramayacak diye.
Babası kaşları çatık, yüzünde kaygılı bir bakışla, bir aşağı, bir yukarı dolaşmaktaydı. “Lizzy, ne yapıyorsun sen?” diye söze başladı.
“Aklını mı oynattın ki bu adama evet, diyorsun? Ondan oldum olası nefret edem sen değil misin?”
“Ben de ona karşı görür görmez, hiç yoktan soğukluk duymakla pek akıllık ettiğimi sanmıştım. Soylu bir kişiliği olan insanlara karşı, böyle durup dururken soğukluk duymak zekayı parlatır ve türlü nükteler savurmak için insana olanak yaratır. İnsan karşısındakini sürekli kötüleyip alaya alırsa arada bir gerçek bir nükte pırıltısı bulmaktan kendini alamaz!”
“Bence kitap okumak gibi zevk yoktur, inan olsun. İnsan kitaptan başka her şeyden ne de çabuk usanç getiriyor. Kendi evim olduğu zaman çok zengin bir kitaplığa sahip olmazsam hiç içime sinmez, doğrusu.”