Yine söylemedim.
Söylemedim ama yaşadığım zehir yeşili acı yükselmiş, gırtlağıma dayanmıştı. Geceleri, yalnız geçen geceleri ne yapacaktım. Bazen pencereyi açıp "yeter artık, yeter" diye bağırasım geliyor. Bağırmadım. Yumruğumu ağzıma bastırıp gözyaşlarımı sildim.
...Ne kadar az, yer, içer, kitap okursan; tiyatroya, dansa, meyhaneye ne kadar az gidersen; ne kadar az düşünür, sever, kuram yaratır, şarkı söyler, resim, eskrim yaparsan, vb. , o kadar fazla sermaye biriktirirsin - güvelerin ve tozun yok edemeyeceği hazinen o kadar büyür....
Belki çocukça bir fikirdir, felsefe kitaplarında yeri yoktur ama ben saadeti ikiye ayırırım. Başkalarından alınan saadet, başkalarına verilen saadet. Benim için hakiki saadet başkalarına verilen saadettir.