Dün gece sabaha doğru saat 5'te uyudum. Eğer pencerenin köşesinden havanın aydınlandığını görmeseydim gözlerimi kapatacağımı sanmıyorum. Gözlerimi kapattım çünkü bir an önce güneşin aymasını istedim. Gökyüzünün giderek açılan o rengi bana evimi hatırlattı, annemi, babamı... Kilometrelerce uzaktayım. Bir an evvel gün aysın ve günün yoğunluğuna kapılıp gitmeme 25 gün yerine 24 gün kaldı diyebilmek için kapadım gözlerimi.
Onu Keskin ve yoğun bir özlem duygusu uyandırmıştı. Yakıcı, yeri boş kalan, içini sızlatan bir özlem duygusu; ama bu duygunun nereye yöneldiği belli değildi öylesine bir özlemdi işte; belki boşluğa, belki hiçbir yere; belki de özlem duygusunun ta kendisine.