Vv

Vv
@Cansudyn
Affetmek Klişesi// Cansu Dayan
İnsan kendi iç kırıklarıdır. Affediyorum kelimesi kadar hiçlik hissine büründüren bir durum olamaz. Psikolojik olarak affetmek ( hayatımda yerin yok, hiçbir duygum yok!) Anlamında örtük bir cümledir. Ve insan yalnızca dönüp dolaşacağı yer kendisi oluyor; insanların affetmesi pek de rahatlatıcı bir durum değildir, önemli olan kişinin kendisini affedebilmesidir. Ve iki farklı açı oluşturuyor insanın beleğinde " Ben kendimi affediyorum, karşı taraf beni affetmesede olur." Bu pervasızca ve sığ bir düşüncedir. " Karşı taraf beni affediyor ve ben kendimi affedemiyorum" ikincisi de doğru bir yaklaşım olmasa da yıllarca ikinci duyguyla yaşadım. Anladım ki insanın kendisini affetmesi gerekiyormuş, bir başkasının affetmesi zamanla önemini yitiriyor. Dönüp dolaşıp kendine dönüyor insan ve asıl benliğinle boğuşmalar başlıyor. Bedende zehirli bir atık varmış hissiyle karakterine uygun olmayan davranışı bedensel olarak sindirmek güç oluyor. İnsan gerçeklerle yüzleşmediği müddetçe kendi klişesinde yer kaplar. Bu yüzden insanlara karşı yapılmış en incitici davranış unutulmamalı, insan acı çektirdiği her şeyden bir ömür sorumludur. Kısacık ömürler biçilmiş hayatlarımızın tek seyirlik perdesinde; sevmek,mutlu etmek, yaşatmak, sarılmak, unutmamak olmalı...
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·424 syf.·
2021 14. kitabı
Uçurtma festivali Afganistan'ın meşhur geleneksel oyunlarınından bir tanesidir. Kabil'de kışın çocukların favori oyunlarındandan olmasıyla beraber Hasan ve Emir'de bu çocuklardan birer tanesiydi. Emir ve Hasan can yoldaşıydı, Emir ihanet etti Hasan'a... Hasan ise fedakarlık yaptı Emir'e, uçurtmayı ulaştırmak için serseri oğlanların tecavüzüne uğradı; Emir ise şahit olduğu ahlaki çöküşe göz yumdu, Emir'e içten içe kızdım. Hasan buna rağmen fedakarlık yaptı ama iftiraya uğradı, Hazar olduğu için hor görüldü. Karamsarlık ile kitap ilerledi;Afgan savaşı, aşk, babanın gözüne girmeye çalışan Emir, pişmanlık ilerliyor. Hasan Kabil'de, Emir İse yurt dışında... Yıllar geçiyor ve bir yol yine doğduğu topraklara götürüyor. Değişen sistem, çocukluk anıları, ölüm sayıları ve Hasan oluyor. Bir daha ulaşamayacağı hep özlem duyacağı kardeşin tek bir fotoğrafı yadigar kalıyor, bir de oğlu... Hasan peştunlar tarafından kaleşçe öldürülüyor. Hiçbir zaman fotoğrafta göz göze gelemiyor Emir, utanç duyuyor. Ama Hasan'ın oğlu ona birçok şeyi unuturuyor. Emir iyi bir yazar.Baki,Fuzuli,Nedim, Şeyh Galip'ler ile büyümüş bir çocuk. Hasan ile en sevdiği eser ise Şahname dir. Bu yüzden Hasan'da oğlunun ismini Sohrab koyuyor. Üzücü bir yanı var kurgunun, ama az çok tahmin edilebilir bir sonu var. Çünkü Khaled Hosseini'nin eserlerini okuyan dilini, kurgusunu çözebilir. Beğendim, romanı başarılı buldum.
Uçurtma Avcısı (Midi Boy)Khaled Hosseini · Everest Yayınları · 2021192,4bin okunma
A Y R I L I K Dönerim eve Dolaşır içerde yok biri Neler neler dinlerim küçücük görüntülerden Birdenbire gözlerim kamaşır Daha da güzelleşir yok biri. Bu bardağı tutmuştu ak Kaç karanlıkta Parmaklarının tadıyla duymuştu bu camlar Kaç sevincini güneşin Anımsıyor musun yok biri. İlkin avuç içine sığar ayrılık Yerler gökler dolusudur sonra Hayır benimki böylesi değil Ben uzaklardayım Burdadır yok biri. Özel gerçeğini yaşar o Basılmış Bitmemiş basılmamış Yazıların hepsinde ellerime değer Yok biri. Giderken bütün yansımalarını götürse ya, götürmez İğne ucunda kalan kokusu yaprak açar Doldurur içimi dal budak Öylesine büyür ki özlem Bin göz kımıldanır tavanda duvarlarda
Karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün Bir uçurum kıyısında vursunlar beni, vursunlar Bir kahkahayla çekip giderim karlı ovalardan Şairler vurulmalıdır, hayat yakışmıyor onlara
İKİ SEVEN İNSAN GÖRDÜM // CANSU DAYAN
İki sevgili gördüm usul usullardı. Sevginin hangi evresindeydiler diye iç geçirdim içimden, birisi toy birisi de yaşlıydı. Aklımdan binlerce soru geçti, acaba yaşlanmış olan birey daha mı zengindi? Hayır değildi, her iki tarafında ekonomik durumu eşiti. Toy olan özgüven sahibiyken, yaşlı olan biraz daha çekimserdi. Yıldönümlerinde nadiren fotoğraf çektirirdi, özgüveni az ve o kadar da hiperaktif bir yapıdaydı. Çoğunlukla toy olan sevgisini ifade etmek için bin yolla başvurardı, çünkü hem seviyor hem de karşı tarafın özgüvenini artırmaya çalışıyordu. Toplum şahitlik bile yapmazdı, şahit oldum. Sadakat, sevgi, saygı ve aşk ile birbirlerini kucaklamışlardı. Yıllarca ruh eşi olmuşlardı. Toy olana sordum: Neden bir başkası değil de o? Gülümseyerek yanıt verdi: Evren karmaşık bir yapıya sahiptir ve dünyada tek gayeye hizmet ediyoruz ölüme kadar yaşamaya, doğma zamanımız belki aynı zaman dilimi olmasa da yaşama beraber şahitlik ediyoruz şu an,birimizin daha erken dünyaya gelmesi aşkın kuralını bozmaz, sevgimi değiştirmez. Bu cevap derinden düşündürdü beni, tabulaştırılan her düşünce tutsak bir köleye benzer.Şeffaf dünya doğal seçilim bize toplumsal kalıplar sunmuyor. Yaşamak, sürdürmek, kendini ortaya koymak an'ın meselesidir. Yaşamı kendimize dönüştürmediğimiz müddetçe, yalnızca hazır biçilmiş olan toplumsal normlara dönüşürüz.