Vv

Vv
@Cansudyn
İnsanlara karşı tüm hakları çabaları denemeliyiz. Bu bireyi fazlalaştırıp azaltmaz. Sadece gerçeği görmene olanak sağlar. Sonuna vardığında tükenmişlikten öte bir doğuş başlar. Artık tüm soru işaretleri kaybolup gitmiştir çabalarınla, her şey yerli yerine oturmuştur. Kendini sınamanın yolu çabanın sentezinden geçer.
Reklam
Hiçlik üzerine dalgalar// Cansu Dayan
Hiçlik diyalektiği üzerine en az Hegel kadar olgusal mekanizmaya dayandıracak binlerce argüman ortaya atabiliriz. Neden mi? Sorumuzu sona saklayalım. Hegel de sona saklamıştı, ömrünün sonuna yaklaşırken nedenini sormaya vakti yetmemisti.Çünkü kimsenin vakti yetmez bu soruyu sormaya, sorarsa an meselesi de heba olur .Varoluş bize bunu sunuyor, asıl sormamız gereken soruları sona saklamamız gerektiğini, yaşamın yalnızca an meselesi kuantumist bir açıdan yokluğa sürüklenmiş bir oluşun kuklaları olduğumuzu, yöneticilerin soytarı, zenginlerin barbar, halkın ise hebaya döndüğü bir zamanenin aktörleriyiz. Sürüklenerek gittiğimiz bir bataklıkta kimisi yöneticinin soytarılığına tutunarak; memur,politikcı kimisi zenginin barbaryetine tutunarak sahtekâr olur. Bataklık öylece sürüklenir gider. Geriye kalanlar halk için mücadele verdim der. Ve sonunda lağam çukuruna düşer. Soytarılar işe koyulur; politikacılar lağam çukuruna sıçar, memurlar da olabildiğince sıvazlar. Halkına seslenişler yaparlar, kahramanını kendi içinden seçerler, memurlar ise bunu bataklıktaki halka anlatır. Zenginler bataklığı derinleştirir, halk yalnızca kendisinden yukarı bakar etrafını göremez kör olmuşlardır. Etrafına bakabilen insanı lağam çukuruna atmışlardır. Ve bu böylece devam eder tarih tekerrüre uğrar. Devam eder çağdan çağa tüm yönetim, zengin, halkın ortak bir noktası doğar; ölüm ve hiçlik. Ve sonunda herkes eşitlenir.
Ağaçlar denize doğru gidiyor Deniz karşı dağlara doğru Gittikçe küçülüyor, ufalıyorum Olduğum yerde Nerdeysen uzat ellerini Başım dönüyor
Pazar günleri eski zamanlardan kalma huzuru andırır.// Cansu Dayan
"Bâsübâdelmevt, Tamâmen yok olmuş gibi görünen bir şeyin yeniden canlanması,kışın ardından gelen bahar, kırılan gönlün çiçekler açması da bâsübadelmevte dâhildir. " Bahar geldi, dört mevsimi baki gözlerim gördü. Kitaplar, yazılar,şiirler kuru güller toplandı kitaplığımda. Artık ömrümün neresindeyim saymadım. Pazar günleri rakamlar törpüler geçersizdir diyor eski bir bilge. Baharın dallarından zerdaliler penceremden içeri fışkırıyor. Hangi şiirin dalısın diyorum kendi kendime bir de gülüyorum, ocakta fokurdayan çaydanlık ağzında geveleyen bir kocayı anımsatıyor. Soğuyan fincanıma demli bir çay dolduruyorum. Artık duymuyorum gevelmeleri. Pazar günleri eski dostlarıma, sevdiğim insanlara mektup yazarım. Hiçbir mektubu ulaştırmadım. Yazdığım her mektubu zarfına koyuyorum kaç pazar toplandı? Kaç mektup birikti? Doldu taştı kutularda... Yalnızlığa serenat vurmuş gibi ömrün bahçesine gömüyorum... Ve devamını Ümit Yaşar Oğuzcan'a bırakıyorum: Güneşin akşam hüzünle battığı Karşıdaki karlı dağlar yalnız Düşe yaprak, esen rüzgar yalnız İnsanda ölümün yalnızlığı Yalnız düşünceler paramparça Yalnız hatıralar kırık dökük Yalnızlık zor, yalnızlık büyük İnsanın yalnızlığı bambaşka Dünyada yalnız olmayan ne var Yer altında ölüler, gökte yıldız Denizlerde yelkenliler yalnız Ve insan yalnız tanrılar kadar Üzerinde ümitle yaşadığımız Dünyaya sığmıyor yalnızlığımız
Batıda kapitalizmin gelişmesi ulusal bağımsızlık koşulları altında olmuş, kapitalizm bu toplumların kendi iç dinamikleri sonucunda ortaya çıkmıştır. Türkiye'deki süreçte ise önemli farklılıklar görüyoruz. "Türkiye'de kapitalizm batılı ülkelerin müdahaleleri altında gelişmiş, Osmanlıdan bu yana Türkiye bu doğrultuda ilerlemiştir."
Reklam