"Jane Austen'i zorlayan şartlar varsa bu yaşamak zorunda olduğu hayatın darlığıydı. Bir kadının tek başına gezmesi imkansızdı. Jane Austen hiç seyahat etmedi, Londra'da bir omnibüsle gezmedi, bir lokantada tek başına bir öğle yemeği yemedi. Ama belki de elinde olmayanı istemek Jane Austen'ın mizacına aykırıydı. Yeteneği ile hayat şartları birbiriyle kusursuz bir uyum içindeydi."
"Sanıyorum ki, çok sıkı tuttukları için zaman, ıslak elden kayan yılan gibi akıp gidiyor ellerinden. Zamanın kendisine gelmesini beklemez. Kollarını açıp, yakalamak için peşinden koşar. Zamanın huzur içinde güneşin altına serilmesini kıskanır, ister ki hep yakınında olsun, şarkı söylesin, iki laf etsin. Oysa zaman sessiz ve uysaldır, huzur ister, güneşin altında döşeğine uzanıp yatmak ister. Papalagi(beyaz adam) zamanı tanıyamadı, anlayamadı. Bu yüzden o kaba gelenekleriyle hor kullanıyor onu."
"Çünkü beyazların dünyasında insanların ağırlığı yalnızca parasıyla, o parayı her gün ne kadar artırabildiğiyle ve hiçbir depremin zarar veremeyeceği kalın demir kutunun içinde ne kadar biriktirebildiği ile ölçülür. Yiğitliği, soyluluğu ya da zekâsının parlaklığıyla değil."