Kitap objektivizm üzerine yazılmış, bu sebeple öncelikle yazar ve konu hakkında bir ön bilgi okumak çok daha faydalı olacaktır ve kitabın anlaşılırlığını da arttırıcaktır. Zaten kitabın başında da bir önsöz bulunmakta.
Kitap dil olarak oldukça yalın ve akıcı. Hikaye çok heyecanlı ya da sürükleyici değil ama sayfaların nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz, bu yönü oldukça tatmin ediciydi yoksa bu kadar kalın bir kitabı okumak zorlayabilirdi.
Kitap 4 bölümden oluşuyor. Her bölümde ana karakterlerin iç dünyasını farklı bakış açılarından görüyoruz.
Howard Roark burada bize ‘bencilik’ üzerinden yazarın ideal insan olarak tanımladığı karakteri yansıtıyor. Buradaki bencil olma durumu aslında bizim bildiğimiz kendi refahımız için birilerini feda etmek değil tam tersine özgürlük ve olması gereken ahlaki seviye olduğunu; zaten bildiğimiz ve öğrendiğimiz anlamın bize bilinçli şekilde bu anlamda sempoze edildiğini ortaya koyuyor. Ve kitabın sonunda da bunu okura sorgulatıyor.
Her bölümde karakterlerin yaptıkları, yaşadıkları şeyler üzerinden ve karakter özellikleri üzerinden toplumun yarattığı ve asıl olması gereken ahlaki değer yargılarını sorguluyoruz ve iç dünyalarına da bakarak daha farklı sonuçlara ve yargılara varabiliyoruz.
Ben çok keyifle okudum. Okuyacak herkese iyi okumalar dilerim.
Kuzey Fransa’da yokluk ve sefalet içinde, “ibne” seslenmeleriyle, dışlanmakla geçen bir çocukluk ve değişim isteğiyle yanan bir çocuk… Lise için ilk kez şehir dışına gitmesiyle beraber sınıf farkı ve cehaletinin yüzüne bir tokat gibi inmesi ve geçmişini değiştirmek için harcanan zaman ve emek… Kendini baştan inşaa etmek için çok başarılı oluyor istediği her şeye ulaşıyor fakat yine de içindeki boşluğu dolduramıyor, hep bir yanı eksik kalıyor, tükenmiş hissediyor. Homofobik kişilerin pek haz etmeyeceği bir kitap olsa da yazar büyük bir cesaretle kendi geçtiği yolları, tüm duygularını şeffaflıkla paylaşmış. Her okura hitap etmeyebilir, kesinlikle +18 yaş grubuna yönelik olduğunu da söylemeliyim fakat ne olursa olsun amaçları doğrultusunda hareket ederek her istediğini elde etmiş bir kişinin hem başarı hem de başarısızlık öyküsü. Başarısı hayalini kurduğu her şeye ulaşmış olması, başarısızlığı ise bu durumun bile onu tatmin etmemesi, hep bir aidiyetsizlik duygusuyla ordan oraya sürüklenmesi… Kitap sonunda insan durup kendine “Ben amaçlarım için bu kadar çabalıyorum, ne kadar ulaşabiliyorum? Peki beni ne kadar tatmin ediyor ya da edecek? Ya da tatmin etmezse ne olacak?” gibi soruları sormadan edemiyor.
DeğişmekÉdouard Louis · Can Yayınları · 2025359 okunma