Dammit’in annesinden oğluna geçen tuhaf fiziksel özürlerden biri de fakirlikti. Acınacak kadar fakirdi. Bahse girmekten bahsederken bunu genellikle parasal bir meseleye dönüştürmemesinin sebebi de buydu şüphesiz. Onun “Seninle bir dolarına bahse girerim ki” dediğini pek duymadığımı söyleyebilirim. Genellikle “İstediğine bahse girerim ki” ya da “Var mısın bahse?” veya “Seninle cüzi bir miktara bahse girerim ki”, en çok da “Şeytan’la kafam üstüne bahse girerim ki” derdi. En çok hoşuna giden ifade bu sonuncusu gibiydi. Belki bunun sebebi diğerlerinden daha az riskli olmasıydı. Çünkü Dammit iyice cimrileşmişti. Bahsi kabul edilirse, kafası küçük olduğundan fazla bir şey kaybetmeyecekti. Ama bunlar tamamen benim yorumlarım tabii
Dolandırıcılık aslında bir bileşiktir. Bileşenleri küçük çaplılık, ilgi, sebat, hünerlilik, korkusuzluk, soğukkanlılık, özgünlük, küstahlık ve sırıtmakdır.
Aslında dolandırıcılığın özünü, temelini, ilkesini teşkil eden nitelik sadece ceket ve pantolon giyen hayvanlara özgüdür. Karga çalar; tilki aldatır; gelincik kurnazlıkla yener; insan ise dolandırır. Dolandırmak insanın alınyazısıdır. “İnsar hüzünlenmek için yaratılmıştır,” der şair. Hayır, insan dolandırmak için yaratılmışlar. Bu onun amacı - hedefi - niyetidir. Bu yüzden bir insan dolandırınca “işinin bittiğini” söyleriz.