Hiç farkında değildim ama kapitalizmin mülkiyet hukukunu yerle bir etmiştim. Kendiliğinden olmuştu bu. İncir çekirdeğini doldurmayacak bir olay yüzünden. Lemi kulağımı çekmek ve kıçıma tokat atmakla bende nasıl bir değişim yarattığını bir bilse uykuları kaçardı.
"Kızılderililer, fazla yürüdükleri zaman, hemen bir ağaç bulur, altında oturur ve beklemeye başlarlardı. onlara neyi bekledikleri sorulduğunda şöyle cevap verirlerdi ; bedenimiz hızlandı, ruhumuz geride kaldı, ruhlarımızı bekliyoruz.." burası benim ağacım..
"Kızılderili atasözü"
Dünya koca bir buğday tarlası olsaydı eğer, ben bu kötülüğün yağmurunda yıkanmış tarlada bir kıvılcım olmak isterdim ki yeni başveren her buğday başağı aynı acıdan tatsın, tohumunda aynı sevgi, aynı adalet ve aynı huzur yeşerebilsin lakin tarla ıslak, hava yağmurlu... Bu kıvılcım ancak çevresinde ki iyi bir avuç buğday başağını yakmaya yeterdi. Yani mesele yanmaktan korkmak değildi, mesele yeni bir azınlık statüsü yaratmaktan endişe duymaktı.