“Evet sonunda maskemi aşağıya indiriyorum kendimi açığa çıkarıyorum itiraf ediyorum ben başka türlü olmak istiyordum size çok ilginç geldiğim bu durumumu değiştirmek bambaşka insan olmak istiyordum fakat kendimi başka türlü yapmak elimden gelmedi beceremedim anlıyor musun sizler gibi olmak istiyordum en aşağılık en bayağı görüneniniz kadar olmak istiyordum” (sayfa 493-494)
“Beni bir gün unutacaksan bir gün bırakıp gideceksen boşuna yorma derdi boş yere mağaramdan çıkarma beni alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa olan alışkanlığımı kaybettirme boşuna tedirgin etme beni bu sefer geride bir şey bırakmadan tasımı tarağımı topladım geldim neyim var neyim yoksa ortaya döktüm beni bırakırsan Sudan çıkmış balığa dönerim…” (sayfa 473)
“Neymiş efendim? Hiç bir işin sonunu getirmemişim. Siz başlamayı bile göze almadınız. Benimle içinizden gelerek hangi yaşantıma katıldınız? Benimle yaşanmazmış. Ne biliyorsunuz?” (sayfa 454)
“Başka bir yol olmalıydı, dedi. ‘Bir yol bulunmalıydı. İnsana bir fırsat verilmeliydi. Bana, sana hiç olmazsa… Bu çaresizliğe dayanamıyorum. Bir defaya mahsus olmak üzere bir istisna yapılmalıydı. Kağıtlarınızda bir noksanlık var, bir imza eksik diye geri çevirilmeliydi Selim. Özür dileriz, kabul edemeyiz; bazı noktaları unutmuşsunuz denemez miydi?… Turgut’u, Süleyman’ı unutmuşsunuz; bilseniz ne merakla bekliyorlar sizi. Bütün karakollara haber vermişler, her yeri aramışlar. Neden haber vermediniz çıkarken?… Dikkat et Selim… canın acıyacak dur… söz veriyorum… her şeyi yeniden konuşacağız. Selimciğim Işık… hepsi hak verecek sana… durmadan başlarını sallayarak, haklısınız, haklısınız, diyecekler… sen gitmek istesen de bırakmayacaklar seni… ne olur biraz daha kalın, daha yeni başlamıştık konuşmaya… söyleyecek o kadar söz vardı ki… canım Selim… hayır Süleyman Kargı! İnanmıyorum Selim’in öldüğüne. Reddediyorum! İnkar ediyorum.’ Nefes alamıyordu. ‘Bir şeyler yapmak, bir yere tutunmak istiyorum.'” (sayfa 111-112)
Bir kitap okumalı insan, hayallerin ötesinde bir yer edinmeli, insan düşlediği hayallerine ortak ettiği kitapları olmalı. Çokça edebi, çokça ağdalı, çokça duygusal, çokça şiirsel, herhangi bir konuda çokça olmasına gerek yok. Ruhunu temsil etmeli her sayfasıyla bir temsiliyet içermesine bile gerek yok. Bir kaç sayfa hatta bir paragraf bazen bir cümle bile yeterli olur. Bazı zamanlarda sayfalar dolusu kelimeler yetmez kitaplara sığmaz insan... Tutunamayanlar; okunmasını, anlaşılması, anlatılması gibi çoğu düzlemde zor kelimesini bünyesine katmıştır. Bu kitabın büyüsünü yakalayan, benim gibi 7. Okumasını tamamlayan buna rağmen heyecan ve tutkusunu kaybetmeyen oldukça fazla okur var. Tutunamayanlar insanın insanlar içindeki fikirlerini, yaşamlarında gerçekleşen olaylara olan yaklaşımlarının baskılanmasını kavramların ruhsal yorumlama ile boyut kazanacağını konu almaktadır. Yeni Dünya medeniyetinin veya çağdaşlaşmanın 1960 dünyasındaki klasikler arasında gidip gelmeyi işlemektedir. Oğuz AtayTutunamayanlar
Roman, Selim Işık'ın hayatı ve yakın arkadaşı Turgut Özben'in Selim'in ölümünden sonraki süreçlerini anlatıyor. Selim, toplumun beklentilerine, normlarına ve düzene uyumu sağlayamayan bir karakterdir. Bu durum, onu ruhsal bir bunalıma sürükler. Turgut, Selim'in yaşamının sürdürülebildiği ve kuramadığı duygusal bağın yeniden keşfedilmesi için geçmişi
Roman, farklı yazım tarzları, parçalı anlatım ve iç monologlarla zenginleşir. Oğuz Atay, karakterlerin psikolojik derinliklerini ve yaşamın tamamını sorgularken, bireylerle toplum arasındaki çatışmayı da işler. "Tutunamayanlar" günümüz Türk edebiyatının simgesi olarak bir temsili olarak öne çıkıyor. Sonuç olarak, eser, hayatta kalacak çaresizliği, yalnızlığı ve toplumsalla olan çatışmanın saklanmasını ele alır.
Oğuz Atay'ın