“Hassasiyetimiz ve düşüncemizi ancak kendi içimizde, zihni hayatımızın derinliklerinde geliştirebiliriz.
Ama zekanın tavırlarını efendileştirmek için okumak zorundayız.” Cemil Meriç
Suçluluk duygusuna kapılmaksızın cinsel açlıklarını özgürce giderebildikleri; bütünlüklerini koruyabildikleri için oğlanlardan nefret, nefret, nefret ediyorum. Oysa ben buluşmadan buluşmaya sürükleniyorum, hiçbir zaman doyurulmayan, sırılsıklam bir arzuyla. Tiksindiriyor bu beni.
Büyük bir okuyucu olan Molla Bey için kitap da kadın gibi bir şeydi; yani okunduktan sonra başından atılırdı. Yalnız, biri diğeri gibi rahatsız edici olmadığı için -kitap unutulmaya razıdır, fakat kadın razı olmaz- bir köşede kendi kendine durmasında bir mahzur yoktu.
Eski o kadar uzak o kadar efsanevi bir alemdi ki; Behçet Bey orada, bu alemin her şeyi değiştiren ve güzelleştiren büyülü ışığı altında kendisini istediği gibi tahayyül edebilirdi.