“Hassasiyetimiz ve düşüncemizi ancak kendi içimizde, zihni hayatımızın derinliklerinde geliştirebiliriz.
Ama zekanın tavırlarını efendileştirmek için okumak zorundayız.” Cemil Meriç
İyinin ve yücenin sahiplenilmesi ile, diye bakışları adamdan bir mm bile uzaklaşmadan devam ederken - iyiyi ve yüceyi öyle bir hale getirmişlerdi ki, ve salt bu iki kelimenin, “iyi” ve “yüce”nin sadece söylenmesi bile insanın içini utançla doldurmaya, bugün artık iyiden ve yüceden daha tiksinç ve nefret uyandıran bir şey düşünemeyeceğinden, bunların bir kez söylenmesi bile insanın midesini bulandırmaya ve kusasının gelmesine neden oluyor, bu kusma isteği insan bunları söylerken kendisine bir şeyler düşündürdüğünden değil, sırf bu iki kelimeyi söylemek yettiğinden, ki bunların nicesi vardı…
Sigarasını zarifçe ağzının hizasına kadar kaldırdıktan sonra, çok derin, hatta mümkün olan en derin nefesi çekerek, dudaklarını büzüştürüp, dumanı, ciğerinin en dipteki bronşlarına, daha dip kalmayıncaya dek doldurup, akıl almaz derecede uzun bir süre içinde tutarak; ancak yüzü kıpkırmızı olup, şakaklarındaki damarlar çıktığında, ince bir çizgi halinde dışarıya üflemeye başladı.