Beni tanıyanlar ise kitap okurken fotoğraflarını gönderiyor.
Birinin elinde bir kitap görmek, hele ki o kareyi “seni hatırladım” diyerek paylaşması… Tarif edilmez bir mutluluk. Çünkü bu sadece bir fotoğraf değil; bu, düşünülmüş olmanın en zarif hali. Sayfaların arasında dolaşan gözler, kenarı kıvrılmış bir kitap sayfası, kahve fincanının yanında açık duran bir roman… Hepsi bana dokunan küçük ama derin anlar.
Kitap sevmek biraz da böyle bir şey galiba. İnsan sadece okumuyor; okudukça başkalarının hayatına da sızıyor. Bir cümlenin altını çizerken, bir paragrafta durup düşünürken, birileri aklına geliyorsa… İşte orada gerçek bir bağ kuruluyor.
Beni mutlu eden şey sadece kitap değil aslında. O fotoğrafların içinde gizli olan “seni biliyorum” duygusu. Birinin kalabalık bir günün ortasında kitabını açıp, o anı paylaşmayı düşünmesi… Bu, kelimelerden daha kıymetli.
Belki de en çok bu yüzden kitapları seviyorum. Çünkü kitaplar insanları bir araya getiriyor; aynı satırda buluşturuyor, aynı duyguda ortak ediyor. Ve bir gün birinden gelen o sade fotoğraf, tüm yorgunluğumu alıp yerine sıcacık bir tebessüm bırakıyor.
Kitap okuyan insanların çoğalması dileğiyle değil sadece…
Birbirini kitapların içinde hatırlayan insanların çoğalması dileğiyle. 🤍
sayfaların arasına karışan kahve kokusunu
Bir kitabın içine sığınıp
dünyadan bir süreliğine izin almayı,
zamanın akışını unutup
bir cümlenin içinde uzun uzun kalmayı
Yaz aylarında kitap okumayı özledim..
Biz onlara benzemeyiz! Peki neden?
Çünkü… Çünkü sen varsın benim yanımda ve ben yarım senin yanında, bu yüzden işte..
Fareler ve İnsanlar
(John Steinbeck)