Ben seni sevdim.
itiraf gibi değil, bir dua gibi...
Sessiz, derin, içli.
Beni ben yapan ne varsa, seni sevmenin arkasında gizliydi.
Anlatamadım.
Çünkü bazı sevgiler anlatılmaz;
İçte büyür, dilde susar.
Ben sustukça, içimde büyüyen tek şey sendin.
Ve bir insan bazen sevdikçe eksilir;
Çünkü ne kadar verirsen,
O kadar kaybolursun.
Ben eksildim.
Ama seni hâlâ eksiksiz sevdim.
Gitmedin bir anda.
Gitmen, kalışlarının arasına sıkışmış küçük küçük vedalardi.
Her "tamam"in içinde gizli bir "bitiyor muyuz" vardı.
Ve ben her seferinde kalmayı seçtim, Senin gidişini bile yanında tutarak.
Söyleseydim,
"Sadece sev beni, baska hiçbir sey istemem," diyebilmeyi isterdim.
Ama bazen sevilmek bile yetmiyor.
Çünkü sevgi, yanında taşıdığı korkularla gelir.
Kırılma ihtimaliyle, unutulma ihtimaliyle, Bir gün bir bakışta tanınmama ihtimaliyle...
Ve bir gün geldi;
O bakış tanımadı beni.
Sesin, başka bir dildeymis gibi uzaktan çarpti yüzüme. iste o an anladım:
Bittiğimiz yer, aslında sustuğumuz yerdi.
Söylenmeyen, anlatılmayan, dinlenmeyen...
Simdi ben bir rüzgâr gibiyim.
Geldiğim gibi giderim.
Ne ses bırakırım ne iz, Ama geçtiğim yer biraz serinler, Biraz da hatırlar.