Niyazi Saray

Niyazi Saray
Istırabın ilacı ıstıraptır. İksinin hasıl-ı zarbı: Sevinç.
Tanrı'ya tapınma (vahiy haricinde) başka hiçbir yerde Çin'deki kadar arı ve kutsal olmamıştır. Halkın tarikatlarından bahsetmiyorum. Hükümdarın, bütün mahkemelerin ve ayaktakımı olmayan herkesin dinini kastediyorum. Bunca yüzyıldır Çin'deki dürüst insanların dini nedir? İşte şu: Tanrı'ya tapın ve adil olun. Hiçbir imparatorun bundan başka bir dini olmamıştır.
Sayfa 56 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
Reklam
Evrensel ahlak.
Her milletin kendine has dini törenleri, metafiziğe ve ilahiyata dair çoğu zaman saçma ve insanı çileden çıkaran görüşleri olmuştur. Fakat iş adil olmanın gerekliliğine geldiğinde, bütün evren bu konuda hemfikirdir.
Sayfa 54 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
Yani ben haklı haksız kavramlarının hastalık sağlık, doğru yanlış, münasip namünasip kavramları kadar açık seçik ve evrensel olduğuna inanıyorum. Haklı ile haksızın sınırlarını belirlemek çok güçtür. Tıpkı hastalık ile sağlık, münasip olan ile münasip olmayan, doğru ile yanlış arasındaki orta çizgiyi belirlemenin de güç olması gibi. Bunlar birbirine karşısan nüanslardır. Buna karşılık, keskin renkler herkesin gözüne çarpar. Örneğin, bütün insanlar bize ödünç verilmiş şeylerin iade edilmesi gerekitğini kabul eder. Fakat ben iki milyon borçlu olduğm kişinin bu parayı vatanımı zinvire vurmak için kullanacağını kesinkes biliyorsam, ona bu ölümcül silahı vermem gerekir mi? İşte duygular bu noktada bölünür. Ancak genel olarak hiçbir kötülüğe yol açmadığı takdirde verdiğim yemini tutmam gerekir.
Sayfa 46 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
Bir Ahlak Var Mıdır?
Haklı haksız fikri, bana göre, onlar açısından elzemdir; zira hepsi de harekete geçip akıl yürütebildikleri andan itibaren bu konuda uzlaşmıştır. Demek ki bizi yaratmış olan üstün zekâ dünya üzerinde belli bir süre yaşayabilmemiz için adaletin var olmasını istemiştir. Aksi takdirde, kanımca, ne hayvanlar gibi kendi kendimzi besleyebilme içgüdümüz ne de onlar gibi doğal silahlarımız olduğuna ve her türden tehlikeye açık bir çocukluğun savunmasızlığı içerisidne yıllarımızı geçirdiğimize göre vahşi hayvanların, açlığın ve sefaletin pençesindne kurtulabilen bir avuç insan bir parça yiyecek ve post uğruna birbirlerine girmekle meşgul olur ve silah kullanacak duruma gelir gelmez de, tıpkı Kadmos'un ejderhasından çıkan çocuklar gibi kısa sürede birbirlerini yok ederlerdi. En azından insanlar bütün toplumların temeli olan adalet kavramını tasavvur edememiş olsalardı tek bir toplum bile olmazdı.
Sayfa 43 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
Bana göre adalet kavramı bütün kâinatın onay verdiği o denli temel bir hakikattir ki, beşeri toplumları kahreden büyük suçlar bile adalet kisvesi altında işlenir. Suçların en büyüğü, en azından en yıkıcısı, dolayısıyla da doğanın amacına en zıt olanı savaştır. Oysa bu suçu adalet bahanesiyle haklı göstermeye çalışmayan tek bir saldırgan dahi yoktur.
Sayfa 44 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
Reklam