Karanlık günler yaşanıyordu. Bütün millet, saray da dahil, bir tek nefes halinde savaşmayı bekliyor, bütün ümitler, bütün dualar Mustafa Kemal’in varlığında toplanıyordu. Türklüğün kaderi hiçbir zaman böylesine bir kahramanın eline verilmiş değildi. Mustafa Kemal’in
iki yıl önce haykırdığı zaman gelmişti: “Ya istiklâl! Ya ölüm.” bütün sorumluluk da onun üzerine bırakılmıştı.