Beyzanur çekiç

Beyzanur çekiç
Başkan'ın kırkı çıkıp oğlu yeni başkan olduğu gün boğulacak gibi olmuştu Reşid. Bütün hayatının korku içinde, umutsuzlukla geçeceğini düşünüyordu. Başkan'ın torununun başımıza geçeceği günü görene kadar bekleyemeyeceğini, gecenin bir vakti birden sırf akıllarına geldi diye "Ölü Başkan" a bağlılıklarını haykıran sarhoşlara iltifat etmekten bıktığını söylüyordu. Ölü Başkan, hayatımızın her yerindeydi.Bu şekilde yaşamak imkansızdı.
Reklam
Geri dönüp köklerimizi bulmaya çalışmak, aslında hiçbirimizin kendini bulmayı beceremediği anlamına geliyordu. Yeniden oralara, bayağılıklarına bir türlü ayak uyduramamış olmakla yıllar yılı övünüp durduğumuz o insanlara ait olma isteği . . .
Hastalıklı bir şekilde yazıyor, besteliyordu. Aşırı motive edici tavırlarından kaçındığı için geceleri nereye gittiğini Nizar' a hiç söylemedi.Kendi başına kalıp kendi sınırlarını denemek ona daha iyi geliyordu. Her gece aynı kahveye gidip aynı masaya oturuyor, " Ben de düğünlerde şarkı söylerdim ama şansım yaver gitmedi," diyen garsona hiç yüz vermeden sessizce kahvesini yudumlayıp işe koyuluyordu. Çünkü herhangi bir şeye takılacak olsa nasıl alıkonacağını çok iyi biliyordu. Tam da bu yüzden dünyadan soyutlanıyordu ki bu, zaten hep istediği şeydi.
Birkaç sene evvel coğrafya öğretmeni olan bir arkadaşı ansızın ortadan kaybolduğundan beri kendisi de aynen böyle yapıyordu. Çünkü anneme göre "Her tarafı kapanlarla çevril­miş fare ne yapardı? Susardı!" Herkes sessizdi, kimse ağzını bile açmıyordu, bu yüzden emniyet birimlerine artık hiç iş düşmüyordu. Sıkıntıdan oturup tavla oynu­yorlardı. Canları çok sıkılırsa eski dosyaları karıştırıyorlardı ama ora­larda adı geçenler de çoktan kaçıp yurtdışına gitmişlerdi bile.
Bir süre caddelerde avare avare dolaştı. "Bu şehrin ruhu beni bir gün boğacak," dediği şehirde kendi şehrini arayıp durdu. Kendini, tüm diğer yoldaşlarıyla birlikte sıraya dizilmiş, yaptıkları her şey için şehrin ruhu karşısında hesap verirken hayal etti. Emevi Camii'ne gi­rip gözden uzak bir köşeye geçti. Onlarca rekat namaz kılıp bildiği tüm duaları okudu. Gözleri dolu doluydu; içindeki kasvetin dağılıp ruhunun hafiflemesini istiyor, mağdur ettiği herkesin kendisini affet­mesini diliyordu.
Reklam