...Gelgelelim,
Beter, bize kısmetmiş.
Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
Susmak ve beklemek, müthiş
Genciz, namlu gibi,
Ve çatal yürek,
Barışa, bayrama hasret
Uykulara, derin, kaygısız, rahat,
Otuziki dişimizle gülmeğe,
Doyasıya sevişmeğe,yemeğe...
Kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
Ve asıl biz biliriz kederi...
Gök duydu da insanın acısını,
İnsan duyamadı, insanın feryadını.
Kuş bildi de yanyana uçmayı,
İnsan bilemedi,insanın elinden tutmayı.
Dağ bastı da bağrına her canlıyı,
İnsan , açamadı insana kapısını.
Nehir bildi de denize karışmayı,
İnsan insana karışamadı.
Ne yazık ki insan insanı anlayamadı.
At vuruldu; içim paramparça Rüveyda
Gölgelerin ardında sakladım kusurumu
Sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin
Ben burada damla damla eriyip akıyorum
Yine de, bırakamam yerlere gururumu
İstenmediğim yeri usulca terk ederim
Hatıra kalsın diye bırakır da ruhumu
Mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim
Gördüm dalından koparıp gülü
Göğsüne bağlayan çalılar gördüm
Dışarda gezerken binlerce deli
İçerde nadide deliler gördüm
Düşmüşler peşine zahmetsiz avın
Kelekler bilirim altları kavun
Sallasam yıkılır virane evi
İçinde nadide halılar gördüm
Aç dudak çatlamış sararmış beniz
Ölü ya yaşıyor aldırma henüz
Duygusuz ve hissiz kişiler gördüm
Sen sarayda handa yaşarken
Ben hücre köşelerinde
Özgürlük için yaşarken öldüm
Mehmet Civelek