İnsanı ayakta tutan en büyük şey hayalleridir. Hayalleri için yaşar ve savaşır. O hayale kavuşmak için bir çok yoldan geçer ve o süreçte hayatı öğrenir. O hayalle varana kadar çok yara alır ama en sonunda yüzünde çok güzel bir tebesüm oluşur. Hayallerinden vazgeçtiğin an hayatı bırakmışsındır.
Her birimizin hayatında bir zamanlar çok yakın olduğu ama zamanla yollarının ayrıldığı insanlar vardır. Belki bir çocukluk arkadaşı, belki bir eski sevgili, belki de artık aramızda olmayan bir aile bireyi…
O insanlarla birlikte yaşadığımız anılar, bir şarkıda, bir sokakta, bir kokuda ya da eski bir fotoğrafta yeniden canlanır. Ve o an, kalbimizde bir sızı oluşur. Çünkü artık onlara ulaşamayız… Zaman, mesafe ya da ölüm engel olmuştur. Ama bir şekilde hâlâ içimizdedirler.
Bu konu; kaybetmenin, hatırlamanın, bağ kurmanın ve duygusal büyümenin ortak bir hikayesidir. Herkesin içinde bir yerlerde dokunacağı bir şeyler vardır bu temada..
Hayatında herkezle bağ kurma çok kurarsan uzaklaştığınız zaman o bağ kobtuğu zaman çok ama çok yara alırsın...
Hayatta elde ettiğimiz ya da kaybettiğimiz her şeyin bir bedeli vardır. Bu bedel bazen zaman, bazen emek, bazen de duygusal bir yük olur. Hiçbir şey gerçekten "bedava" değildir — bir şeyi seçtiğimizde, başka bir şeyden vazgeçeriz. Bu da bir tür ödemedir.
"Başarıya ulaştı ama yıllarını yalnızlığa feda etti — her şeyin bir bedeli vardı."