Mehmet BAZMAN

Mehmet BAZMAN
@Cefai
Kalemin ucundaki kişisel deneyimler, bir yaprağın damarlarındaki şiirler ve dünyanın nabzını tutan güncel konular.
Yazar
Almanya
Bingöl
13 okur puanı
Eylül 2025 tarihinde katıldı
Gerçeğin Karanlık Yüzü
Bazen gerçekler, resmi dosyaların soğuk sayfalarında, kod isimler ve dolaylı ifadeler arasında saklanır. Bugün konuşacağımız şey, tam da böyle bir gerçek - FBI'ın FD-1023 formu olarak kodladığı,
Duygu ve Düşünce
Herkesi olduğu gibi kabullenin. Yaptığı işi kötülemeyin, Daha fazla para kazansın diye sevdiği şeyden uzaklaştırmaya çalışmayın.
1000Kitap
Gözyaşları kurudu. Şimdi yangın zamanı.
Batı'nın "insanlık" nutukları, Gazze'nin enkazları altında birer alçak yalan. Şeria'da sessiz sedasız sürülen canlar, gasp edilen topraklar, parçalanan aileler... Hepsi,
Filistin
Bir nefes al. Sessizliği dinle.
Para… İlk başlarda avuçlarımızda tuttuğumuz küçük, soğuk bir metaldi. Karın doyurmak, sırtı giydirmek, başını sokacak bir dam bulmak için. Araçtı. Sadece bir araç. Bir nehrin karşı kıyısına geçmek
Duygu ve Düşünce
Eskiden Utanırdık...
Bazen durup sadece izliyorum; etrafımdaki dünyanın ne ara bu kadar gürültülü ve ne ara bu kadar "perdesiz" kaldığını anlamaya çalışıyorum. Eskiden bizim bir "ayıp" kavramımız vardı. Bir ağırlığımız, bir sınırımız vardı. Şimdi ise o ağırbaşlılığın yerini, her şeyin üzerine hoyratça yapıştırılan bir "özgürlük" etiketi aldı. Eskiden mahremiyet sessiz bir hazineydi, evlerin duvarları arasında saklanan kutsal bir huzurdu. Şimdi ise o huzuru, "içerik" adı altında parça parça dağıtıyoruz. En mahrem anlarımızı, en derin duygularımızı bir ekranın soğuk camına feda ediyoruz. Eskiden birine saygısızlık yapmak, yüzü kızartan, insanı uykusuz bırakan bir yüktü. Şimdilerde ise bu kabalık, "doğal halim" kılıfıyla bir meziyet gibi sunuluyor. Kısacası, biz eskiden utanırdık. Yüzümüzün kızarması, aslında kalbimizin hala yumuşak olduğunun bir kanıtıydı. Oysa şimdi, bu asil duyguyu taşıyanlara "geri kafalı" ya da "baskılanmış" yaftası vuruluyor. Sınırı olanı çağ dışı, her sınırını yıkan ayarsızlığı ise özgürlük sanıyorlar. Oysa asıl tutsaklık, başkalarının beğenisi için utanma duygusunu feda etmek değil midir? Ben hala o eski, o zarif "utanma" duygusunun içindeyim. Ve biliyorum ki; her şeyin sergilendiği bu çağda, mahremiyetini korumak en büyük özgürlüktür.
Duygu ve Düşünce