Ah şu çaresizlik!.. Görmek ama görülememek. Konuşmak fakat konuşamamak. Delicesine sevmek lakin araya giren korkunç ayrılık!.. Boğazına tıkanan demir bir yumruk, bedenini ve ruhunu bürüyen esrarlı bir yangın, kalbini yerinden oynatan şiddetli bir deprem çaresizlik!..
Kimseler bilmiyor ama ben aslında modern çağın bir kahramanıyım. O ise karanlığımda parlayan bir ay parçası.
Hangi kahraman, kendisini aydınlatan bir ışık olmadıktan sonra, içinin karanlığında yürüyebilir ki...
Bir gül var karşımda; uzanıp avuçlarıma almak istiyorum. Almak ve koklamak, ruhumun derinliğini kokusuyla doldurmak ve yaprakları arasında kaybolmak... Lakin etrafı alevlerle sarılmış durumda. Gülün kırmızısı ateşin kırmızısına karışıyor. Hangi kıvrım gülündür, hangisi ateşindir, anlayamıyorum. Gözlerimi alamıyorum ondan; baktıkça tutuşuyorum, tutuştukça bakıyorum. Öyle sanıyorum ki farkına varmadan yanacağım ve küllerim O'nun tohumlarına toprak olacak.