Serdar Özkan'ın Kayıp Gül romanının devamı niteliğinde bir kitaptı ama Kayıp gül kadar güzel ve akıcı değildi elimde uzun süre gezdirdiğim kitaplardan birisi oldu. Sürekli birbirini tekrar eden bir anlatım vardı. Okumaya gerek var mı tartışılır.
Kitapta Zeynep ve Ahmet'in yollarının ayrılmasının ardından mektupların haberleşmelerini konu alıyor. Bazen ellerindeki bazen sınıflarında olayları birbirlerine anlatıyorlar. Genel olarak güldürürken düşündüren, yer yer hüzünlendiren bir kitap
Kitabı okurken çocukluk yıllarınıza , sınıftaki o sıranıza bir yolculuk yapıyorsunuz gibi. Kitapta çocukların gözünden büyükleri anlatıyor. İnsanların iki yüzlülükleri verdiği nasihatların tam tersini yapan büyükleri ele alıyor mektuplar. Her bir mektupta farklı farklı dersler veriyor hem çocuklara hem büyüklere... Kitabın kapağı üzerine bile düşünülmesi gerekiyor bence içerisinde anlatılan hikayelerle oldukça uyumlu bir kapak olmuş. Kitabın dili oldukça samimi ve akıcıydı. Eleştirel bir düşünceyle okunmasını tavsiye ederim.