"Merak ediyor musun?" Iyi bir insan öldüğünde acaba dünya güzelleşir mi? Ruhu bir su damlası gibi Tanrı'nın sonsuz okyanusuna geri döndüğünde acaba... Tanrı kayıtsız mı gibi bir şeyi konuşmayı da gerektiriyor. Ya da. Insan aklı ermiyor ancak benzetiyor işte. Iyi ki de akli ermiyor. Eğer bu insan icadı fikir gerçek olsaydı, kötüler öldüğünde Tanri'nın suyu kirlenir iyiler öldüğünde temizlenirdi. Her şey Allah'tan da denmez özgür iradesiyle dünyayı bu kadar berbat eden insan kaynaklar kısıtlı diye bilerek kötülüğü tercih ederken Tanri'nın okyanusu belki katrana benzerdi. Aklı yaklaşan bir felaketten bir umut icat etmeye calisiyordu Vedi'nin. Madem bir taneciği için ölüm kaçınılmaz, olduğunda dünya hiç güzellesmeyecek bilakis rengini ruhunu yitirecekti onun için. Neyi sevebilirdi ki Vedi sonrasında? Bir rüzgar esse mesela Sadık amca hissedemeyecekken ne güzel serinledim diye düşünmek canlı ve dünyada kalmak yemekler yemek uyumak, bunlar utanç vermeyecek miydi? Babam hastayken bu maymunlar yaşıyor el çırpıyor diye düşünen Vedi kendi canlılığını hakediyor görecek miydi kendini? Ne fena. Fena. Insan bir var bir yok. Varlığı huzur. Uyumaz uyumak da istemez bütün gece de, Sadık amca belki uyanıp bir şey ister diye gece odasını havalandırıp nefeslerini sayar bazen, dakikada 20 nefesse iyi 25'ten yüksekse aman olmasın, uyurken onu seyreder karanlik odada çıt cıkarmadan ayakta. Korku hakim aklına 1 den 20'ye sayarken bile. Dışarı çıkar gece bekçisiyle biraz kafa dağitma, baban nasıl diye sorana Vedi'nin cevabı " İstirahatte'dir. Sonra vakit sabah ezaninı biraz geçer, Sadık amca uyanır Vedi çocuk sesiyle şefkatle sevgiyle " Günaydın babam benim" der yanına uzanır. Ayağının üstüyle ayağınin altina dokunur da o varlık hissinin huzuruyla her şey yolundaymış gibi şıp diye uyur.