Edebiyat namına şiirlerden başka eser pek nadirdi. Milleti, memleketi, hürriyeti, gelişimi düşünen yoktu. Yalnız bir istila ve yağma havası eserdi. Bu acınacak hal asırlarca devam etmişti.
İstila devirlerinde lisanımız açık, sade, güzel bir Türkçe iken sonra, ihtişam zamanlarında İslamiyet aleminin bırakılmasıyla memleketimize gelen din âlimleri, kendi Arap ve acem lisanlarını Türkçemize, riyakarlığı Türk’ün saf ve samimi ahlakına karıştırmaya başlamışlardı.
Kitabı beğendim. Hüseyin Rahmi her zamanki gibi doğallığın zirvesi diyaloglarla romanını oluşturmuş. İçine de bir sürü aşık ve herkesin gözünün olduğu bir Fransız kadın metres koymuş. Hüseyin Rahmi aşk ve meşk romancısı. Konu mutlaka yataktan geçiyor. Ama güldürü ve doğal diyalogların çok güçlü olmasıyla, yaşanan iğrençlikler bir nebze yumuşatılıyor. Hikayenin heyecan dozunu da şahane ayarlıyor ki, okuyucuya merakını kaybettirmiyor. Başlıkta affınıza sığınırak kelime oyunuyla ben de bir güldürü yapmak istedim. Enteresan olan şeylerden biri Hüseyin Rahmi’nin 1900 yılında Şeriatle yönetilen Halife’nin şehrinde bu romanları yazabilmesidir. Tabi yönetimi eleştirmedikçe her şey konuşulabilir anlayışı bunu sağlamış olabilir. :)
MetresHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202549 okunma
Akıcılık başlangıçta biraz düşük olsa da, bu kadar kısıtlı bir hikayeyi zengin olay örgüleriyle mektuplarla donatmak şahane. Yazar 1884’te yayımlanan bu romanında Adalet Teşkilatının durumunu ve “adaletten ne anlamalıyız?” konusunda bir felsefe yapmamızı sağlıyor. Ahmet Mithat Efendi çok nazik bir adam her romanında uslübuyla hayranlık uyandırıyor. Bu adamın döneminin yönetimi tarafından sürgüne gönderilen biri olmasına insan şaşıyor. Tam bir örnek aydın kişi örneği. Edebiyatımızda Cinayet/Polisiye romanı açısından başarılı örneklerden. Kitabın muhakeme bölümünü biraz da 12 Öfkeli Adam filmine benzetebiliriz. Okuyunuz…
Esrâr-ı CinâyâtAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,066 okunma