Üşengeç bir günümdeysem, harfleri bile yarım bıraktığım olur. Diyelim v harfinin sadece sol kuyruğunu şöyle ağzımın içinde dolaştırırım, o kadar. Anlaşır iki kişi. Hiç mi hiç sorun olmaz. Ama kitle şedde ister. Kamu da.
Zaten ölüm bir yeraltı eylemiydi, bir yerlerde illegal bir biçimde planlanıyordu. Ve ölümün kendisi hiçbir meşruiyet içermiyordu. Bir kalp krizinin, bir kanserin ya da şafak sökmeden led ışıklarıyla aydınlatılmış ama yine de karanlık köşeleri bulunan muğlak bir cezaevi avlusunda apoletleri ve çizmeleri soğuk soğuk parlayan hazirunun boğuntulu bakışlarla izlediği ipe çekilmenin nasıl bir meşruiyeti olabilirdi?
Gerçekliği ve gücü yerinde bu ağaçların tepelerinde birtakım merhametli kuşlar sabırla döneniyor, aşağıda belli ki hayatlarının bir yerlerinde öpülüp koklanmış olsalar da, bunu anımsamanın yerinin burası olmadığına şimdi kanaat getirmiş gibi pişman adımlarla kös kös yürüyen tere batmış üç beş kişiden ibaret tedirgin cemaatin omuzlarındaki yeşil örtülü tahta kutuya aldırış etmiyorlardı.