Yağ kızmıştı, tavadan hafif dumanlar yükseliyordu, patates dilimlerini önce birer birer, sonra avuçlayıp attım tavaya. Hepi topu iki avuçtu zaten. Tahta kaşığın ucuyla yaydım bir güzel. Sabır etken bir madde midir, sabretmek edilgenlikle mi ilintilidir, edilgenliği de bir mukavemet aracı olarak kullanmak mümkün müdür sorularını savuşturdum. Patatesleri tersyüz etmede işe yaramıyor bu tür sorular. İyisi mi çatal kullanmalı.
Kamil Erdem’in okuduğum ilk kitabı. Kitap 10 öyküden oluşuyor ve Sıradan Bir Akşam, Çıkmaz Sokak, Törensiz Bir Cenaze, Sislerin Arası ile Son Görüşme öykülerine bayıldım. Törensiz Bir Cenaze’de inanılmaz hoş bir anlatı dili var. Çıkmaz Sokak’ta evlerine şafak baskını yapılan politik bir çiftin hikayesi sokağın dilinden anlatılıyor; bildiğiniz sokak, anlatıcı olarak var. Koyu Kırmızı’da Orhan Pamuk’un “merhaba poğaçacı” videosuna ustalıkla dokunduruyor. Öyküler boyunca işkence, cezaevi, yakalanma, ölüm gibi ağır konuları hiç de ağır ve kasvetli değilmiş gibi anlatabilmiş olması ayrıca güzel. Anlatımda kronolojik sıranın olmayışı, geçmişin şimdi potasında eriyedurması garip bir his veriyor. Kamil Erdem’in ömrü uzun olsun, yazsın, okuyalım.
Yok YolcuKâmil Erdem · Sel Yayıncılık · 2021186 okunma