Kâmil Erdem

Kâmil Erdem

7.4/10
16 Kişi
·
32
Okunma
·
4
Beğeni
·
381
Gösterim
Adı:
Kâmil Erdem
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Erzurum, Türkiye, 1945
1945’te Erzurum’da doğdu, Erzurum Lisesi’ni bitirdi. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Edebiyat ve Rus Dili ve Edebiyatı bölümlerinde okudu. 80’ sonrasında Tan Seçki’sinde ve Morköpük’te öyküleri yayınlandı. Datça’nın bir köyünde yaşamaktadır.
Buzdolabım, fırınım, tezgahım, evyem, hepsi on dört yıllıktı. Benim kayıp bahtimla, tan kırmızısından akşam griligine evrilen yıllarımla yaşıttılar.
Alışkanlık her şeyi örtüp saklıyor. Şair de söylemiş üstelik, " Kötü bir alışkanlıktan başka nedir ki bir insan."
Herkes derinliklerinden arınmak istiyor, sığlığın güvenli bataklığına gömülmek istiyor.
Sevgili çırak dostumun yüzündeki mutlu küçük bir anı yakalayıp arka bölümdeki kavanoza istifliyorum. Sonra onları mevlitlerde dağıtılan akide şekerleriyle karıştırıyorum.Tarçınlı naneli kokular arasında öte dünya göçenlerin ardından yüzlerde açan gülleri düşlüyorum.
Şimdi korkuyorum abi, bir gün kaybedersem diye. Hep öyle oluyormuş ya. Korkma dedim ona. AŞK içinde doğruları da barındıran bir yanlışlıktır, insanın dalına böğrüne gelip konar, yanlışlığın ürpertisi sizi yani seni ve onu diri tutuyorsa korkma.
Son yıllarda yayımlanan en iyi öykü kitaplarından olan Şu Yağmur Bir Yağsa içimizde kalan, kaybolmaya yüz tutan değerleri anlatıyor. Bir umut, bir ümit deriz ya hep, o tür duygularımıza da ışık tutuyor. Okumaktan pişman olmayacağınız değerde bir eser.
Şu Yağmur Bir Yağsa - Kamil Erdem

Yıllarca dergilerde öyküleri yayımlanan ama ilk kez kitabı yayımlanıp basılan 1945 doğumlu Kamil Erdem'in ilk kitabıdır.

Kitap da 11 öykü bulunuyor. "Şu Yağmur Bir Yağsa" adını kitap da bulunan ilk öykü olan Yağmur'dan alıyor. Fakat kitaptaki bütün öykülerinde yağmur geçiyor, yağması isteniyor, hikayelerindeki kahramanlarca arınmak , temizlenmek, tekrar yeni temiz bir sayfa açmak adına.

Yazarın okuduğum öyküleri bu yaşadığımız coğrafyanın içinde vücut bulmuş ruhların fay hatlarına dokunup geçiyor. Bunu yaparken de naif bir anlatım, kolay anlaşılır bir üslup ile kullanıyor. Yazarın okuduğum bu kitabında benim en sevdiğim ve beğendiğim özelliği de bu oldu.

Kitabın içinde en sevdiğim, kendimi yakın bulduğum için "Bakkal" hikayesi ile anlattığı Semih'in hikayesi oldu. Edebiyatın asıl etkilerinden ve büyücü özelliklerinden biri, bir yazarın hiç kimselerin beklemediği bir anda, üstelik şaşırtıcı derecede gecikmiş bir kitapla ortaya çıkmasıdır. Kesinlikle herkese tavsiye ederim.

" Dünyanın dört bucağı varmış, öyle bilinirmiş eskiden diye sürdürdüm, buralara varmak, görmek zormuş, birilerine kızılınca dünyanın dört bucağını gösteririm denirmiş. Dört büyük melek varmış, toprağı, göğü, ateşi, suyu tutarlarmış ellerinde. Dört duvar arasında, arada bunalsa da insan kendini güvende hissedermiş, kimileri dört duvar ile yetinmeyip, ne kadar dört duvarım olursa, o kadar gür bıyıklı olurum düşüncesine kapılıp, daha çok duvar için diğer insanları dövmeye çalışırmış. Bir şey aranırken dört dönülürmuş, şu insana pek görünmeyen nedircik yavrularını bulmak için tandır damlarına, mereklere, yüklük içlerine, tıkrıç arkalarına, kavak dallarına, kar öbeklerine bakılır dört dönülürmüş. Kimi insanlar da kitapların, şiirlerin, öykülerin içinde dört dönerlermiş..."
Kamil Erdem

ŞU YAĞMUR BİR YAĞSA

TÜYAP kitap fuarında ben kitapları seçerken eşim beğenip almış,Sel yayınevinde yönlendirmişler bu kitabıda alın diye.Daha önce duymuştum ama almak için önceliği olan bir kitap değildi.Zaten yazarında ilk kitabı olması sebebiyle çokta tanınmıyordu en azından ben tanımıyordum.Bunları niye mi anlatıyorum.Ön yargının ne kadar kötü,ne kadar hastalıklı duygu durumu olduğunu anlatmak için.Evet ön yargılıydım ilk kitap dili basit,kurgusu yavan,karakterler zayıftır dedim.Ama daha kitabın ilk sayfalarından itibaren kalakaldım,hiçte hafife alınacak gibi bir kitap değildi.

Ayrıca ses sanatçıları sahneye çıkınca dinleyiciler bir daha,bir daha diye bağırıyorlar ya,ben de bir daha kitap çıkarsa,bir daha,öykü böyleyse bir de roman okusak diye tempo tuttum.

Zamanı olmayan,dünü,bugünü ve belki de yarını anlatmış.Yağmur yağması isteğiyle başlamış,yağmurun,dinginliği,temizliği ve ferahlığıyla belki de düzelmesini istediği,iç hesaplaşmaları,bocalamalar,görünenleri,gizli kalmış yoksunlukları,büyüttüğü tüm umutları,bu yağmurla ortaya çıkartmak istemiş.

Onbir tane birbirinden bağımsız öykü var,karakterlerinin kokuları var,mürdüm eriği,limon kokuları,hanımeli kokusu,tarçın,nane kokuları var.Derdi var yazarın,okuyucuya bunu o kadar sessiz o kadar içten anlatmış.Bağırmadan,kör parmağım gözüne demeden,bıktırmadan anlatmış.

Kitap içinde yolculuğu çok severim,başka yazarlara başka kitaplara,başka şehirlere,başka müziklere...Şu Yağmur Bir Yağsa’da bu anlamda iyi bir yolculuk yaptırıp,hafızayı da diri tutuyor. Kendini merkezin söylediği her şeyde vardır bir hikmet rahatlığına teslim etmiş,bu teslimiyet bilgilerini kilitli bir çekmecede unutmuş,havadaki esrar ve ulvilikle mest olmuş cezaevinden tanıdığım Hasan’la göz göze geldik.Ey menzil!Varıncaya kadar keşke Hasan olsaydım.
Bir kura ulaşmalıyım,diye düşündüm evden çıkarken.
Başakların aynı yöne yattığı kıra.Sayfa 70
Oturduğumuz ev,düşünmeye elverişli bir evdi,biriktirmeye,konuşmaya,sevmeye,birbirimizin içinde sevinç uyandırmaya,kendimizi tasarlamaya,arada,bir şiirin sesini duymaya elverişli bir ev.Zorbalığa ve yasaları ve yasadışılığın grisini dışarıda bırakan bir ev.Sayfa,124
Kamil Erdem, farklı öykülerde, hep aynı sıkışmışlık hislerini yazmış. Aile ziyaretinde, bir saatin zembereğinde, cezaevinde, işyerinde, inme indiğinde vs. yaşanan ve bir duruma bağlı kalıp sıkışan hayatlar görmekteyiz bu kitapta.

Yaş alan insanların ölümden duyduğu tedirginlikle, geçmişe duyulan özlemlerin yansıtıldığı kitapta bir kaç öykü gerçekten çok başarılı geldi bana.

Şairane yazılan öyküleri seviyorum sanırım. Dört nala koşuyor bazen cümleler. Dil olarak fazlasıyla güzel betimlerle dolu olmasına rağmen içerik olarak farklı bir şey göremedim. Türk öykücüleri arasında kaliteli bir yerde olduğundan emin olduğum Kamil Erdem'in hayatın içinden sıradan öykülerdeki ruhsal çıkarımları yazması yerine, başka bir kurguda insanların psikolojilerinin anlatılması öykülerini tercih edebilirim şahsen. Son yıllara kadar hep aynı tarz hikayeler görmekten bunaldım zira. Bir kaçış öyküsü, boşvermişlik, sıkışan kalan insanlar harici dilini değil hayalgücünü yansıtan yazarları çok daha fazla benimsiyorum.

Diğer kitabı bende okuma isteği uyandırmakla beraber, öykü tarzına alışık olmayanlara tavsiye edemem.
1945 doğumlu yazarın bu yaşına kadar nasıl saklı kaldığını bilmiyorum. Tamamen özgün bir üslup, bambaşka öyküler... Daha fazlasını okumak istiyorum açıkçası. Son zamanlarda okuduğum en iyi öykü kitabı diyebilirim.
Şu Yağmur Bir Yağsa kitabından sonra Kâmil Erdem, içinde 10 adet öykünün bulunduğu "Bir Kırık Segâh" kitabında;

İnsanların gem vurulmamış arzularını biraz olsun unutabilmek, yok sayabilmek için adeta hüzünlü bir şarkı söylüyor.

Hani bir şarkıda der ya; yarın bir hayalden ibarettir, bugün ise gerçek. Tek doğru bugün yaşadığımızdır. Ama bir yandan da hayat bitmiyor, bitemiyor. Yarın olmasa, bitti derdik.
Kâmil ErdemBir Kırık Segah


İlk kitabı Şu Yağmur Bir Yağsa ile beni benden alan Kâmil Erdem’in ikinci kitabı,Bir Kırık Segah.Birinci kitaptan rehber edindiğim duygularla beraber kaldığım yerden okumaya devam ettim.


Toplamda on öykü var.Öykülerde ki ağırlık olan duygular toplamı ruhun kuytularına inmek,geçmiş zamanda dolaşmak,şimdiyle buluşmak,geleceğe doğru uzanmak.Hayatta gözümüzün görmediği ne varsa sıradanlaşmış gerçekliklere bir perde aralamış yazar.Kalpte durupta bir türlü dile dökülemeyen ne kadar gerçek varsa sayıp dökmüş.Hayatın tüm yükünü heybesine vurup sırtına almışta onu bir türlü yere indirememiş,suskun ruhları almış toplamış öykülerde baş köşeye oturtmuş, Kâmil Erdem,bunu da “Kırık Bir Segah “makamında yine çok naif,yine kırmadan,yine dökmeden anlatmışta anlatmış.
İlk kitabını okurken ikincisi olur mu demiştim.Şimdi tüm dilekler üçüncü gelsin diye...

️ Görsellik geçen yüzyılın sonlarına doğru bir şenlik, içimize, katmanlarımıza sızan bir şenlik olmaktan çıkmış, hızla akıp giden, hazmedemeyeceğimiz,bizi dışarıda bırakan bir şey olmuş. Gözler bakıyor, Seğirtiyor ve unutuyor.
️ “Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana.”Kırılganlığımız artmıştı. Soğana muhtaç yiğit yine orada duruyordu ve biz, onun yanında olamıyorduk. Üzülmek için başka, esaslı, güzel nedenler keşfetmiştik artık. Yiğitede, eğer bir ota da üzülüyorduk, yuvayı alçağa yapmış kuş’a da, kara, çıplak, her şeye sorgusuz kabul eden toprağıda.
Ve yağmurdan korunamayan ıssız ve Üryan Umman’a da.
️Sonra zaten nedense şu orta yaşlarda pekte düşünülmez dedim, belki insanın en yırtıcı ,en hoyrat iştahı en açık,kavgaya en teşne, en gürbüz çağında, organlarının gücünü kuvvetini yoklayıp yerinde bulduğu vakitlerde, ölüm uzak bir ülke televizyonda bir haber çok çok bir camide görev yerine gelsin diye safta bulunmak.

️Biz gittik onlar kaldı. Hep Öyle oluyor birileri gidiyor ve ötekiler kendi halinde, kendi içinde, iki büklüm, yorgun, takatsiz kollarını uzatıp tutundukları o gevşek bağlar da ellerinden kayıp gitmiş olarak kala kalıyor. Birbirinin içine baka baka , sına tartıla edinilmiş, biriktirilmiş, Benimsenmiş, razı gelinmiş haller, bir daha gün yüzü görmemecesine derinlere saklanıyor, tavan arasındaki anı defterinde unutulmaya toz toprak arasında,Meşakkatli yokuşlarda, tehlikeli dönemeçlerde aşınıp, dalmaya terk ediliyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Kâmil Erdem
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Erzurum, Türkiye, 1945
1945’te Erzurum’da doğdu, Erzurum Lisesi’ni bitirdi. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Edebiyat ve Rus Dili ve Edebiyatı bölümlerinde okudu. 80’ sonrasında Tan Seçki’sinde ve Morköpük’te öyküleri yayınlandı. Datça’nın bir köyünde yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 32 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 30 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.