Kâmil Erdem

Kâmil Erdem

Yazar
7.1/10
40 Kişi
·
93
Okunma
·
6
Beğeni
·
618
Gösterim
Adı:
Kâmil Erdem
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Erzurum, Türkiye, 1945
1945’te Erzurum’da doğdu, Erzurum Lisesi’ni bitirdi. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Edebiyat ve Rus Dili ve Edebiyatı bölümlerinde okudu. 80’ sonrasında Tan Seçki’sinde ve Morköpük’te öyküleri yayınlandı. Datça’nın bir köyünde yaşamaktadır.
Zaman herşeye iyi gelir derler ya, iyi gelir mi gerçekten? Kayıpların, kahırların, yaraların üstünü örter, tozlandırır sadece...
Şimdi korkuyorum abi, bir gün ya kaybedersem diye. Hep öyle oluyormuş ya. Korkma dedim ona. Aşk içinde doğruları da barındıran bir yanlışlıktır.
evet, bir arzu ile kamber veya yusuf ile züleyha değildik belki ama her türlü mutluluğu işlevsiz kılmakla görevli iktidara başkaldırmış, neredeyse mutlu olduğumuzu ilan edecek kadar yol almıştık.
Alaturka müziği seviyorum. Gözlerimi nasıl insanlara küstürmüşsem, buluta da, ağaca da, martıya da küstürmüşsem, bunların içlerine, derinlerine bakmayı terketmişsem, kulaklarımı da sadece basit kelama, doğaçlama feryada, gizli iç çekmelerine açık tutuyorum.
Alışkanlık her şeyi örtüp saklıyor. Şair de söylemiş üstelik, " Kötü bir alışkanlıktan başka nedir ki bir insan."
Sadece ölüm haberleri geldikçe mutena semtlerin eski mezarlıklarına gittim, yekpare kesme musalla taşlarındaki çok ya da fazla bilmediğim birilerine ait birkaç anının daha gömülmesi için saf tutup dua ettim.
Aşk içinde doğruları da barındıran bir yanlışlıktır, insanın dalına böğrüne gelip konar, yanlışlığın ürpertisi sizi yani seni ve onu diri tutuyorsa korkma.
Yağmurun çatılara, sokaklara inen şakırtısı, hamlıkların bulunmaz mal gibi piyasaya sürülmesi, övünme ve yüz kızartısı, derenin kıyısında elden kayıp düşen çaydanlığın bulanık sularda kaybolması, nara değen incirin balının akması, eşek arısı, yordu beni.
Oy, yordu beni.
144 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Son yıllarda yayımlanan en iyi öykü kitaplarından olan Şu Yağmur Bir Yağsa içimizde kalan, kaybolmaya yüz tutan değerleri anlatıyor. Bir umut, bir ümit deriz ya hep, o tür duygularımıza da ışık tutuyor. Okumaktan pişman olmayacağınız değerde bir eser.
144 syf.
·3 günde·9/10
Şu Yağmur Bir Yağsa - Kamil Erdem

Yıllarca dergilerde öyküleri yayımlanan ama ilk kez kitabı yayımlanıp basılan 1945 doğumlu Kamil Erdem'in ilk kitabıdır.

Kitap da 11 öykü bulunuyor. "Şu Yağmur Bir Yağsa" adını kitap da bulunan ilk öykü olan Yağmur'dan alıyor. Fakat kitaptaki bütün öykülerinde yağmur geçiyor, yağması isteniyor, hikayelerindeki kahramanlarca arınmak , temizlenmek, tekrar yeni temiz bir sayfa açmak adına.

Yazarın okuduğum öyküleri bu yaşadığımız coğrafyanın içinde vücut bulmuş ruhların fay hatlarına dokunup geçiyor. Bunu yaparken de naif bir anlatım, kolay anlaşılır bir üslup ile kullanıyor. Yazarın okuduğum bu kitabında benim en sevdiğim ve beğendiğim özelliği de bu oldu.

Kitabın içinde en sevdiğim, kendimi yakın bulduğum için "Bakkal" hikayesi ile anlattığı Semih'in hikayesi oldu. Edebiyatın asıl etkilerinden ve büyücü özelliklerinden biri, bir yazarın hiç kimselerin beklemediği bir anda, üstelik şaşırtıcı derecede gecikmiş bir kitapla ortaya çıkmasıdır. Kesinlikle herkese tavsiye ederim.

" Dünyanın dört bucağı varmış, öyle bilinirmiş eskiden diye sürdürdüm, buralara varmak, görmek zormuş, birilerine kızılınca dünyanın dört bucağını gösteririm denirmiş. Dört büyük melek varmış, toprağı, göğü, ateşi, suyu tutarlarmış ellerinde. Dört duvar arasında, arada bunalsa da insan kendini güvende hissedermiş, kimileri dört duvar ile yetinmeyip, ne kadar dört duvarım olursa, o kadar gür bıyıklı olurum düşüncesine kapılıp, daha çok duvar için diğer insanları dövmeye çalışırmış. Bir şey aranırken dört dönülürmuş, şu insana pek görünmeyen nedircik yavrularını bulmak için tandır damlarına, mereklere, yüklük içlerine, tıkrıç arkalarına, kavak dallarına, kar öbeklerine bakılır dört dönülürmüş. Kimi insanlar da kitapların, şiirlerin, öykülerin içinde dört dönerlermiş..."
135 syf.
·6/10
Kamil Erdem, farklı öykülerde, hep aynı sıkışmışlık hislerini yazmış. Aile ziyaretinde, bir saatin zembereğinde, cezaevinde, işyerinde, inme indiğinde vs. yaşanan ve bir duruma bağlı kalıp sıkışan hayatlar görmekteyiz bu kitapta.

Yaş alan insanların ölümden duyduğu tedirginlikle, geçmişe duyulan özlemlerin yansıtıldığı kitapta bir kaç öykü gerçekten çok başarılı geldi bana.

Şairane yazılan öyküleri seviyorum sanırım. Dört nala koşuyor bazen cümleler. Dil olarak fazlasıyla güzel betimlerle dolu olmasına rağmen içerik olarak farklı bir şey göremedim. Türk öykücüleri arasında kaliteli bir yerde olduğundan emin olduğum Kamil Erdem'in hayatın içinden sıradan öykülerdeki ruhsal çıkarımları yazması yerine, başka bir kurguda insanların psikolojilerinin anlatılması öykülerini tercih edebilirim şahsen. Son yıllara kadar hep aynı tarz hikayeler görmekten bunaldım zira. Bir kaçış öyküsü, boşvermişlik, sıkışan kalan insanlar harici dilini değil hayalgücünü yansıtan yazarları çok daha fazla benimsiyorum.

Diğer kitabı bende okuma isteği uyandırmakla beraber, öykü tarzına alışık olmayanlara tavsiye edemem.
144 syf.
·7 günde·9/10
Kamil Erdem

ŞU YAĞMUR BİR YAĞSA

TÜYAP kitap fuarında ben kitapları seçerken eşim beğenip almış,Sel yayınevinde yönlendirmişler bu kitabıda alın diye.Daha önce duymuştum ama almak için önceliği olan bir kitap değildi.Zaten yazarında ilk kitabı olması sebebiyle çokta tanınmıyordu en azından ben tanımıyordum.Bunları niye mi anlatıyorum.Ön yargının ne kadar kötü,ne kadar hastalıklı duygu durumu olduğunu anlatmak için.Evet ön yargılıydım ilk kitap dili basit,kurgusu yavan,karakterler zayıftır dedim.Ama daha kitabın ilk sayfalarından itibaren kalakaldım,hiçte hafife alınacak gibi bir kitap değildi.

Ayrıca ses sanatçıları sahneye çıkınca dinleyiciler bir daha,bir daha diye bağırıyorlar ya,ben de bir daha kitap çıkarsa,bir daha,öykü böyleyse bir de roman okusak diye tempo tuttum.

Zamanı olmayan,dünü,bugünü ve belki de yarını anlatmış.Yağmur yağması isteğiyle başlamış,yağmurun,dinginliği,temizliği ve ferahlığıyla belki de düzelmesini istediği,iç hesaplaşmaları,bocalamalar,görünenleri,gizli kalmış yoksunlukları,büyüttüğü tüm umutları,bu yağmurla ortaya çıkartmak istemiş.

Onbir tane birbirinden bağımsız öykü var,karakterlerinin kokuları var,mürdüm eriği,limon kokuları,hanımeli kokusu,tarçın,nane kokuları var.Derdi var yazarın,okuyucuya bunu o kadar sessiz o kadar içten anlatmış.Bağırmadan,kör parmağım gözüne demeden,bıktırmadan anlatmış.

Kitap içinde yolculuğu çok severim,başka yazarlara başka kitaplara,başka şehirlere,başka müziklere...Şu Yağmur Bir Yağsa’da bu anlamda iyi bir yolculuk yaptırıp,hafızayı da diri tutuyor. Kendini merkezin söylediği her şeyde vardır bir hikmet rahatlığına teslim etmiş,bu teslimiyet bilgilerini kilitli bir çekmecede unutmuş,havadaki esrar ve ulvilikle mest olmuş cezaevinden tanıdığım Hasan’la göz göze geldik.Ey menzil!Varıncaya kadar keşke Hasan olsaydım.
Bir kura ulaşmalıyım,diye düşündüm evden çıkarken.
Başakların aynı yöne yattığı kıra.Sayfa 70
Oturduğumuz ev,düşünmeye elverişli bir evdi,biriktirmeye,konuşmaya,sevmeye,birbirimizin içinde sevinç uyandırmaya,kendimizi tasarlamaya,arada,bir şiirin sesini duymaya elverişli bir ev.Zorbalığa ve yasaları ve yasadışılığın grisini dışarıda bırakan bir ev.Sayfa,124
144 syf.
·38 günde·Beğendi·9/10
1945 doğumlu yazarın bu yaşına kadar nasıl saklı kaldığını bilmiyorum. Tamamen özgün bir üslup, bambaşka öyküler... Daha fazlasını okumak istiyorum açıkçası. Son zamanlarda okuduğum en iyi öykü kitabı diyebilirim.
144 syf.
·8/10
İşler iyice sarpa sardı, içinden çıkamayacağın hallerle boğuştuğunda acaba hangi duygu dokunur omzuna ? Kim kalk diyebilir ? Belki bir anda değişir her şey, yağmur gibi iner aniden rahmet.. Okunacaksa şayet böyle bir öykü , https://youtu.be/itNR1duv-Gk eşlik etmeli..
144 syf.
“Kimi insanlar da kitapların, şiirlerin , öykülerin içinde dört dönermiş...”

Kâmil Erdem

Kitabı çok zevk alarak okuyamadım açıkcası, “şu kitap bir bitse” diyerek okudum.

Kitaplarla ve okuyucularla ilgili altı çizilesi hoş sözler dışında, beni etkileyen cümleler yoktu kitapta.

Hikayeler de çok çarpıcı değildi. Hikayelerin çok içine giremedim açıkcası. Karakterlerin hislerini çok kendime dert edinemedim.

Sanki yazılmak için yazılan bir kitap olmuş. Benim için de okunmak için okunan bir kitap oldu ne yazık ki...
135 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Şu Yağmur Bir Yağsa kitabından sonra Kâmil Erdem, içinde 10 adet öykünün bulunduğu "Bir Kırık Segâh" kitabında;

İnsanların gem vurulmamış arzularını biraz olsun unutabilmek, yok sayabilmek için adeta hüzünlü bir şarkı söylüyor.

Hani bir şarkıda der ya; yarın bir hayalden ibarettir, bugün ise gerçek. Tek doğru bugün yaşadığımızdır. Ama bir yandan da hayat bitmiyor, bitemiyor. Yarın olmasa, bitti derdik.
135 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kâmil ErdemBir Kırık Segah


İlk kitabı Şu Yağmur Bir Yağsa ile beni benden alan Kâmil Erdem’in ikinci kitabı,Bir Kırık Segah.Birinci kitaptan rehber edindiğim duygularla beraber kaldığım yerden okumaya devam ettim.


Toplamda on öykü var.Öykülerde ki ağırlık olan duygular toplamı ruhun kuytularına inmek,geçmiş zamanda dolaşmak,şimdiyle buluşmak,geleceğe doğru uzanmak.Hayatta gözümüzün görmediği ne varsa sıradanlaşmış gerçekliklere bir perde aralamış yazar.Kalpte durupta bir türlü dile dökülemeyen ne kadar gerçek varsa sayıp dökmüş.Hayatın tüm yükünü heybesine vurup sırtına almışta onu bir türlü yere indirememiş,suskun ruhları almış toplamış öykülerde baş köşeye oturtmuş, Kâmil Erdem,bunu da “Kırık Bir Segah “makamında yine çok naif,yine kırmadan,yine dökmeden anlatmışta anlatmış.
İlk kitabını okurken ikincisi olur mu demiştim.Şimdi tüm dilekler üçüncü gelsin diye...

️ Görsellik geçen yüzyılın sonlarına doğru bir şenlik, içimize, katmanlarımıza sızan bir şenlik olmaktan çıkmış, hızla akıp giden, hazmedemeyeceğimiz,bizi dışarıda bırakan bir şey olmuş. Gözler bakıyor, Seğirtiyor ve unutuyor.
️ “Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana.”Kırılganlığımız artmıştı. Soğana muhtaç yiğit yine orada duruyordu ve biz, onun yanında olamıyorduk. Üzülmek için başka, esaslı, güzel nedenler keşfetmiştik artık. Yiğitede, eğer bir ota da üzülüyorduk, yuvayı alçağa yapmış kuş’a da, kara, çıplak, her şeye sorgusuz kabul eden toprağıda.
Ve yağmurdan korunamayan ıssız ve Üryan Umman’a da.
️Sonra zaten nedense şu orta yaşlarda pekte düşünülmez dedim, belki insanın en yırtıcı ,en hoyrat iştahı en açık,kavgaya en teşne, en gürbüz çağında, organlarının gücünü kuvvetini yoklayıp yerinde bulduğu vakitlerde, ölüm uzak bir ülke televizyonda bir haber çok çok bir camide görev yerine gelsin diye safta bulunmak.

️Biz gittik onlar kaldı. Hep Öyle oluyor birileri gidiyor ve ötekiler kendi halinde, kendi içinde, iki büklüm, yorgun, takatsiz kollarını uzatıp tutundukları o gevşek bağlar da ellerinden kayıp gitmiş olarak kala kalıyor. Birbirinin içine baka baka , sına tartıla edinilmiş, biriktirilmiş, Benimsenmiş, razı gelinmiş haller, bir daha gün yüzü görmemecesine derinlere saklanıyor, tavan arasındaki anı defterinde unutulmaya toz toprak arasında,Meşakkatli yokuşlarda, tehlikeli dönemeçlerde aşınıp, dalmaya terk ediliyor.
144 syf.
·Beğendi·10/10
Yazar ile de tanıştığım için kitabın etkisi iki kat arttı, okurken. Kâmil Erdem oldukça mütevazı ve çok samimi, babacan bir insan. Çok hoş sohbet.
Bu kitabı da 1 yılda yazdığı öyküleri ile donatmış. Keşke çok daha önce kalemi ile tanışma fırsatım olsaydı ve keşke daha önce yazmaya başlasaydı Kamil Erdem.
Kitap birbirinden ilginç ve deneyimsel 11 öyküden oluşuyor. “Bakkal” öyküsü dışında bütün öyküler isimsiz. Diğer öykülerin isimlerini okuyucu düşünebilir ve kendinden bir parça koyabilir kitaba.
Yazara göre yağmur kendini gösterdiğinde koşuşturmacaya sebep olan ve planları aksatan bir varlık değil aksine düzensizliği düzene kavuşturan bir gerçeklik. Eskiye dair özlemlerini ve geleceğe dair umutlarını hem birey hem de iktidar eleştirisi yaparak okura yansıtıyor.
Şimdi bir yağmur yağsa... Ortalık temizlense, arınsak. Pencerelerimizden başka dünyalar görsek, görsek de başka kimlikler ile uyansak o yeni dünyaya...
Hikayelerin, öykülerin de kendine has müzikleri varmış. Kâmil Erdem bana bunu gösterdi. Devamı olan öyküler var kitapta. Bir öyküde yan rolde olan karakter başka bir öyküde başrolde. Kopuk değil öyküler tam tersine bütünlük halinde...
Diyor ki usta kalem;
“Köprülerin altından hiç su akmadı.
Yağmurlar, karlar yağdı. Yazlar geçti, kışlar geçti.
Zaten belki köprü de yoktu. Her şey bir masaldı.”
Herkese keyifli okumalar kitapsever güzel insanlar

Yazarın biyografisi

Adı:
Kâmil Erdem
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Erzurum, Türkiye, 1945
1945’te Erzurum’da doğdu, Erzurum Lisesi’ni bitirdi. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Edebiyat ve Rus Dili ve Edebiyatı bölümlerinde okudu. 80’ sonrasında Tan Seçki’sinde ve Morköpük’te öyküleri yayınlandı. Datça’nın bir köyünde yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 93 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 75 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.