Cemil Yüksel

Cemil Yüksel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·206 syf.·
73 günde okudu
·
2025 6. kitabı
Pierre Franckh
7.5/10 · 26bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Her kim olursa olsun, istediğin kişi olabilseydin eğer, kim olmayı isterdin? Eğer hiçbir sınır, ön yargı veya sana isteklerinin abartılı, aşırı, gülünç ya da ölçüsüz olduğunu söyleyen kimse olmasaydı? Yani eğer her kim olursa olsun, istediğin kişi olabilseydin ve önünde bütün yollar ile kapılar açık olsaydı, o zaman kim olmayı isterdin?
Hayatta çözüm diye bir şey yoktur. Sadece hareket halinde olan güçler vardır. Bu güçleri uyandırdığımız anda, çözümler kendiliğinden gelecektir. ANTOINE DE SAINT-EXUPERY
Hepimiz sevgi istiyoruz. Ama aslında kendimize de başkalarına da sevgisiz davranıyoruz. Buna rağmen onlar da sevgi istiyor. Ancak bazıları bu ihtiyacı inkar ediyor. Kimisi bu yüzden kendisinden veya başkalarından nefret ediyor. Sevgi ihtiyacının bir çıkmaz haline gelmesi ölçüsünde bu tür insanlar hepimiz için tehlike oluşturur. Bizi rahat bırakmazlar. Kendi durumlarının umutsuzluğundan kurtulabilmek için sürekli huzursuzluk çıkartırlar. Bu insanların kendilerini canlı hissetme biçimleri yıkıcılıktan ve ölümden yanadır. Kendilerini hissetmelerini sağlayan şey sevgi değil, nefrettir. Jakob Wassermann, bu sorunu daha otuzlu yıllarda, "Christian Wahnschaffe" adlı romanında tespit etmiştir. Katil olan roman kahramanı Heinrich Engelschall, ancak dize getirmek, yok etmek ve parçalamak üzere kutsal ve arı bir şeyi eline geçirdiğinde kendisini yaşayabilmekte ve önemseyebilmektedir. Çünkü sevgisiz büyüyen insan kendisini küçük ve önemsiz hisseder.
Ve böylece insanlar sevgiyi olmadığı yerde arıyorlar. Bu elbette sevgiye olan özlemin bir ifadesi. Ama pek çok kişinin sevgiden uzak kalmasının nedeni, onu sürekli yanlış yerde arıyor olmalarından kaynaklanıyor. Bunun yol açtığı umutsuzluk, insanları bir kurtuluş arayışına sürüklüyor. Sevgisiz bir varoluşun katlanılmazlığı, insanların, sahte sevgiye dayalı manevralar yapan demagogların vaatlerine kapılmalarına neden oluyor. Gerçek sevgiye asla katlanamadığımız ve kendimizi çocukluğumuzdan beri kandırmaya alıştığımız sahtesinin peşinden gittiğimiz için bunlar başarılı oluyorlar. Gerçek sevgiden, bizi, başta anne sevgisi olmak üzere anne-baba sevgisinin yetersizliğinin üstünü en başından beri örtmüş olduğumuz gerçeğiyle karşı karşıya bırakacağı için korkuyoruz. Kendimizle ve dünyayla gerçekçi biçimde başa çıkmaktaki yetersizliğimizin kaynağı burada yatıyor. Oysa gerçekçilik olarak tanımlanan şey bu yetersizliğin ta kendisi aslında, çünkü bizi geçmişimizin en derin çaresizliği ve acısıyla yüzleşmekten koruyor.