Benim işim -hastalarımın sözlerinde, anılarında ve rüyalarında- karanlık iç dünyalarına inen bir yol bulmaktır. Karanlık iç dünyaya yolculuk her psikanalizin zorunlu bir parçasıdır: Işığı görmek için karanlığa inmeniz gerekir.
Çehov'un hikâyeleri bizi annemin hasta odasından çok uzaklara götürdüğü gibi, sadece oyalamaktan da fazlasını yapıyorlardı. Çehov okurlarını başka insanların hayatlarının en derinlerine götürmeye muktedir bir zekâ, bir gözlemcidir. Bunu yaparken, kendimiz ve birbirimiz için beslediğimiz hislerin ne kadar çelişkili, ne kadar muğlak olabileceğini gösterir. Bu hikâyelerde çözülecek bir sorun, bir doruk noktası, bir kıssadan hisse yoktur. Çehov size önemli bir şey söyleyen bir arkadaşınızın dingin sesidir.