Size de tavsiye ederim. Asla hülyaperver olmayınız, hayatı olduğu gibi görünüz,az ümit edip çok elde ediniz, her şeye kendi yerini, herkese kendi kıymetini veriniz.
Geçinmesini bilen bir kimse, fedakarlık etmesini de bilir, zevcesinin her kahrına tahammül eder. Fakat zanneder misiniz böyle yapan bir koca dizginlerini zevcesinin eline vermiş olur? Asla! O, bu suretle zevcesinin ilelebet minnetarlığını kazanır, ona hakim olur. Zevcesi de kocasına karşı tıpkı böyle hareket ederse "aile geçimi" dedikleri şey meydana gelir.
Beni tekrar aldatmasına, tekrar böyle azap içinde kıvrandırmasına razıyım: tek bir kere onu görsem, tek bir kere onun yeşil, esrarengiz gözlerinden akan vahşi manaları içsem! Her kusurunu affederim. Çünkü "aşk bir çingene çocuğudur".
Kadının dışlandığı her ortam renksiz, donuk, karanlık ve kısırdır. Din penceresinden baktığımızda da tek bir şey görürüz; Tanrı erkeği ve kadını birlikte yaşasınlar diye yaratmıştır...