Zevkten yoksun gençliği bir an için görünüp kaybolmuştu, çok güzel körpe yanakları ve göğüsleri öpülüp koklanmadan pörsümüş zamanından önce kırışıklıklarla kaplanmıştı. Tüm aşkı, tüm duyguları, bir kadında sevecen ve tutkulu ne varsa, her şey, onda bir tek annelik duygusuna dönüşmüştü.
Onu böyle görmeyi hayal etmiyordu Andriy;daha önceden bildiği kız değildi, o kızla hiçbir benzerliği yoktu. Ne var ki şimdi eskisinden kat kat daha güzel, kat kat daha büyüleyiciydi. O zamanlar bitirilmemiş, tamamlanmamış bir şeyler vardı onda; şimdi gördüğüyse sanatçının son fırça darbesini vurduğu bir yapıttı.
Sonları hiç sevmemişimdir, hiçbir kitabın, hiçbir filmin sonunu hatırlamam, acaba böyle bir tanı var mıdır - sonları hatırlayamama bozukluğu?
Sadece başlangıçları hatırlıyorum.