Uzun zamandır hiçbir kitabı bu kadar içim yanarak, ağlayarak, zorlanarak okumamıştım...
Ben tam bir yıldır anne gidince bütün iplerin koptuğunu, eksik kaldığımızı, toplayanımız olmadığını düşüyordum. Evet yine öyle ama anne de gitse babada gitse durum aynıymış. Ama her eksiklikle beraber o yarayı saran birini de çıkarıyormuş RABBİM. Bu eser de hem annesizliğin hem babasızlığım hem de aynı anda anne ve babasızlığın ayrı ayrı zorluklarını gördük. Ama bununla birlikte sonunda yaralara merhem olan sarıp sarmalayan birileri de çıkıyor insanın karşısına. Yoksa insan nasıl dayanır bu kadar acıya? Meltem ve Selime Teyzenin tanışmasıyla başlayan iki ayrı iç acıtan hikaye. Selime Teyze kocasının vefatından sonra evlatları tarafından bakılmayan dul kalan bir Teyze, bir anne. Meltem ise anne ve babası tarafından terk edilip babaanne ve dede ile büyüyen küçük bir kız çocuğu. Babaanne ve dedenin ölümüyle tümden yalnızlık ama herşeye rağmen hayata tutunmaya çalışan güçlü karekter.
Meltem'i okurken hep ağladım annesizliğin ne olduğunu annesiz olan bilir çünkü. Meltemle dertleştim satır aralarında. Selime Teyze'nin çocukları da karşımda olsa dedim ah onlara neler derdim...
Aile olmak, yaşlı olmak, evlat olmak üzerine yazılmış mükemmel bir roman...