"İnsan dünyaya düştüğü andan itibaren kendisini arar ya, üstelik bulacağı şeyin kendisinden başka biri olduğunu bilerek. Ben o şeyi buldum. O, o işte."
Zira romanın hasını Ruslar ve Fransızlar yazarlar. Çünkü her iki toplum da devrimcidir. Uyuşuk ve sömürgeci İngilizler ise dünyanın tepesinde, denizler tarafından çevrilmiş olmanın verdiği rahatlıkla kralcılık, şövalyecilik oynarlar. Romanlarında fikir aksiyonlarının, ruhi çatışmaların ve netameli mevzuların yeri yoktur. Karakter tahlilleri sığ, psikolojik eskizler ise ezberedir.