"Yazın evvelinde Gence Çölü'nde, yazın evvelinde Gence Çölü'nde
Çıhıblar yene de dize laleler, dize laleler
Yağışdan islanan yarpahlarını, seripler dereye düze laleler, düze laleler
Laleler, laleler, laleler, laleler…”
“Yıl 1918, Azerbaycan işgal altında inim inim inliyor. Türkünün bestekârı Telman Haciyev, işgalciler anlamasın diye, aşk türküsü gibi gösterilen eserin sözlerini aslında Osmanlı'ya ithafen yazıyor. O lalelerden kasıt, kızıl feslerdir yani Osmanlı askerleri... 'Ne vakittir âşığın gözü yoldadır.' kısmı da, ne zaman gelip bizi kurtaracaksınız, manasına geliyor."
"İyi ya işte. Mesele sevdiğiniz kitapları hayatınızın kırılma anlarında yeniden okumaktır. Kitapların canlı olduklarını, nefes aldıklarını, tıpkı insanlar gibi yaşlanıp huy değiştirdiklerini o zaman anlarsınız." dedi Akif.
Mesafeler... Mesafe denen şey, kalbi kemiren kurdun adıdır. Katlanacağız artık. Mutlu olduğumda neden tarifsiz bir korkuya kapıldığımı şimdi anlamışsındır. Mutluluğun fısıltısını duyduğum o nadir anlarda kederin ayak seslerini işitmeyi beklerim. Bilirim ki kalbimiz sevince değil hüzne aşinadır.