Duysaydı yani beni, görseydi. Koskoca profesörler söylüyor ; insan ruhu için en kahredici ceza görmezden gelinmekmiş. Kişi, her türlü işkenceye dayanabilirmiş de, yok sayılmaya, varlığının öteki tarafından tasdik edilip onaylanmamasına katlanamazmış. Katlanamadım.
"Mecnun burayı görse, Sevilla'ya değil de kendi halinde bir çöle düştüğü için şükrederdi" dedim kendi kendime. Sonra kendim de niyeyse celallenip, "Mecnun çölde değil, Leyla'da yandı" diye dantelli bir cevap yapıştırdı öbür kendime.
Birileri daha doğdu, birileri daha yaşadı ve birileri daha öldü belki. Bütün takvimler yanlış sayfayı, bütün saatler yanlış zamanı gösterdi. Kronos, Azrail gibi elinde tırpanla gezindi. Düşünceler uçup gitti. Unutulmasın diye ucuna kırmızı iplikler bağlanmış düşünceler.
Kalbim çok sıkılıyor. Kalbinin yerini içindeki sıkıntının ağırlığından saptadı. Doktorlar diye düşündü, onlar da böyle yapıyor, ağrıya bakıp kalbi buluyor. Herkesin kalbi başka yerde atıyor. Herkesin kalbi başka yerde ağrıyor.