Tüm eğilimlerimiz -psikanaliz eğiliminin bazı parçaları da dahil- cinselliği açıklamaya, arzumuzu bilmeye, kendimize ve başkalarına açıklama sunmaya yöneliktir. "Neyin neye neden teşkil ettiği," diye yazar felsefeci Robert Brandom Reason in Philosophy'de (Felsefede Gerekçe), "olayların aslında nasıl olduğuna bağlıdır." Ama mevzubahis cinsellikken olayların aslında nasıl olduğunu asla bilemeyiz. Öte yandan cinselliği, arzumuzu izah ederken onu olmadığı ve olamayacağı bir hale sokarız. Onun tesirini yok etmeye, akışını engellemeye çalışıyormuşuz gibi bir durum ortaya çıkar. Freud'un zaman içinde ileri sürdüğü şeylerden birisi de, cinsellik söz konusu olduğunda bilmekten umudu kesmemiz ya da bunu yapamadığımıza göre -en azından psikanalitik kuram çerçevesinde, travma yaşadığımız nokta da bilmenin ve bilmemenin peşine düşer, çaresiz kaldığımızda merak duyarız-cinselliğe ilişkin bilgimize ironiyle yaklaşmamız gerektiğidir (cinselliğimizle ilgili izahlarımız daima kararsız ve tedirgin edicidir). Kendimizi "kavrayamıyorum" diye tanımladığımızda, başka birinin kavrayabildiğini farz ederiz; bildiği varsa yılan ya da bildiğini varsayan biri vardır. Psikanalistlerin cinsel likle ilgili bildiği en bariz şey, cinselliğe dair bilgilerinin çoğunun tuhaf biçimde faydasız olduğudur. Hasta ve analist diyebileceğimiz kişiler psikanaliz sürecinde sık sık, doğru görünen şeylerin ne kadar çoğunun en ufak bir fark yaratmamasından şaşkınlığa düşerler. Daha net bir ifadeyle, bilmenin yaratacağı fark kendini bilinmez kılabilir; kendi arzunuza ve arzularınızın geçmişine iliş kin keşfedebileceğiniz şeyler gelecekteki eğilimlerinize dair kesin hiçbir şey söylemez.
Benliğimizin en çok parçası için en fazla mutluluğa dair mantıksal hesaplar söz konusu olabilseydi, hayatımızın hangi alanlarında kavramanın hangi alanlarında kavramamanın bize istediğimiz yaşamı sunacağını ölçüp biçebilirdik. Ve muhtemelen önemsediğimiz pek çok alanda ikisinden de birazına ihtiyaç duyduğumuzu keşfederdik. Fakat vurguyu kavrayamamaya kaydırırsak veya kavramaya çalışmanın bizi neden deneyimlemekten alıkoyduğunu ortaya koyarsak-tuhaf olsada şu gerçeğin açığa çıktığını düşünüyorum: Tüm yetkinliğimiz ve özgüvenimiz kavramakla ilgili.