1000Kitap Logosu
Mircea Eliade
Mircea Eliade
Mircea Eliade

Mircea Eliade

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.6
330 Kişi
973
Okunma
192
Beğeni
5,5bin
Gösterim
Unvan
Romanyalı Din Tarihçisi ve Filozof
Doğum
Bükreş, Romanya, 13 Mart 1907
Ölüm
Chicago, Illinois, ABD, 22 Nisan 1986
Yaşamı
Mircea Eliade, 13 Mart 1907'de Bükreş - Romanya'da doğdu. Çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir. Fakat yıllar geçtikçe ilgisi daha çok sosyal bilimlere kaymış, özellikle filoloji ve felsefe ile ilgilenmiştir. Bu yüzden felsefe eğitimi alır. 1928 yılında Bükreş Üniversitesi'nde felsefe dalında yüksek lisans yapar. Master tezinin konusu İtalyan Rönesans dönemi filozoflarıdır. Aynı yıl Sanskritçe ve Hint felsefesi okumak için Kalküta'ya gider. Eliade burada ders aldığı Surendranath Dasgupta'dan etkilenmiştir. Ayrıca altı ay Himalayalar'daki Rişikeş aşram'ında yaşadı. Eğitimini bitirip, dört yıl sonra, 1932'de Bükreş'e geri döndü. 1933 yılında daha sonra Fransızca "Yoga: Essai sur les origines de la mystique Indienne" adıyla yayımlanacak olan doktora tezini verdi. Adından da anlaşılacağı gibi doktora tezi Yoga'nın farklı açılardan analizi niteliğindeydi. 1933'den 1939'a kadar Bükreş Üniversitesi'nde felsefe ve din tarihi konuları başta olmak üzere birçok farklı konuda ders verdi. Savaş yıllarında İngiltere'de bulundu ve savaş sonunda Romanya Sovyet kontrolüne geçince Romanya'ya dönüşü imkânsızlaştı. Gençliğinde birçok aşırı sağcı eğitim görevlisiyle yakın ilişkileri olmuştu. 1945'de Paris'e geçti, konuk profesör olarak École des Hautes Études`de çalıştı. 1951'de en ünlü eserlerinden biri olan "Şamanizm" yayımlandı. 1956 yılında ise aldığı tekliflerden ötürü Paris'ten Amerika'ya geçti ve Chicago Üniversitesi'nde ders verdi. Daha sonra 1958 yılında Chicago Üniversitesi'nde Dinler Tarihi kürsüsünün başına geçti. 1961'de History of Religions dergisini kurdu. 22 Nisan 1986'daki ölümüne kadar Chicago Üniversitesi'nde çalışmaya devam etti ve birçok önemli eser kaleme aldı. Bugün eserleri birçok farklı dile tercüme edilen Mircea Eliade, dinler tarihi konusunda gelmiş geçmiş en önemli akademisyenlerden biri olmuştur.
İlayda Tepe
İmgeler ve Simgeler'i inceledi.
198 syf.
·
10/10 puan
Dinler tarihçisi ve filozof Mircea Eliade’nin külliyatı uzun zamandır ilgimi çekiyordu, İmgeler ve Simgeler kitabıyla seriye başlamış oldum. Modern insanın psikesinde yaşayan imgeleri , simgeleri , mitleri antik bağlantılarıyla ortaya koyan kitap ufuk açıcıydı. Özellikle düğüm ve deniz kabuğu simgeciliği bölümlerini okurken çok keyif aldım. Efsaneleri , simgeleri , mitleri ve imgeleri batıl itikatlar olarak düşünmek , dünyanın bütünselliğini ve insanın varoluşsal bilinçlenmesini görmemizi engeller. Jung’un işaret ettiği kolektif bilinçdışında bulunan simgeler farklı tarihlerle kurduğumuz iletişimdir. Yazarın diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.
İmgeler ve Simgeler
8.6/10
· 48 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
8
Yasemin Denizeri
Matmazel Christina'yı inceledi.
176 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Matmazel Christina
Dinler tarihçisi Mircea Elliade’ın yazmış olduğu fantastik kurgu kitabı olan Matmazel Chrıstına’yı sizlerle incelemek istiyorum. Ben çok severek okudum. Belki de bu kadar sevmemin sebebi uzun süredir gotik tarzda kitap okumamış olmamdır. Madam Mosco malikanesini bir otel olarak kullanan soylu bir kadındır. Her hafta gelen gideni eksik olmaz. Ilık bir sonbahar akşamında kalabalık bir misafir grubunu uğurladıktan sonra olaylar başlar. Yazar kitaba, bize yaşatacağı korkunç anların nerede geçeceğini betimleyerek giriş yapar kitaba. Malikanenin odalarını, koridorlarını, yemek salonunu ve bahçesini öyle detaylı ve karanlık şekilde tasvir ediyor ki herhangi bir olay olmasa bile bir perili ev havasını yaşıyorsunuz. Yazarımız giriş kısmına mekandan sonra karakterlerle devam eder. Ana karakterlerimiz olan Madam Mosco, Madam Mosco’nun kızları Sanda ve Simina, Mösyö Nazari, Egor ve Matmazel Christina’yı betimleyerek anlatır. Tanrısal bakış açısıyla yazılmış kitabımızda her bir karakterin düşüncelerini, hislerini ve hareketlerini okuruz. Kitabın ortaları o kadar fantastik ve gerilimliydi ki kitabı okumanın verdiği keyfi kaybetmemek için hemen bitirmesem mi acaba, diye düşünüyordum. Kitabı daha çok gece, masa lambamla okumaya çalıştım. Kitabın havasına daha iyi girebilmek için bunu yapıyordum ama kendi kendime korktuğum için odamın da ışığını yakarak okumaya devam ederdim. Heyecanlı bir şekilde kitabı okurken sona geldim ve kitap bitti. Kitabın sonu benim beklentimi pek karşılamadı. Tahmin edilebilir ve sönük bir sondu bence. Böyle güzel başlamış, devam etmiş bir kitabın sonun da kitabın geri kalanına yakışır olması gerekirdi. Olaylar birbirine pek bağlanmamış gibi hissettim. Ama yine de kitabın sonunu sevmemiş olmam kitaptan aldığım keyfi ve mutluluğu kaybettirmedi. Gotik romanları ne kadar çok sevdiğimi bir kere de daha anladım.
Matmazel Christina
6.9/10
· 31 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
11
Çekiçli feylesof
Dinler Tarihine Giriş'i inceledi.
504 syf.
·
1 günde
  Efenim merhabalar. Dinler tarihine hoşgeldiniz. İlk öncelikle yazardan bahsetmek istiyorum az biraz. Sevgili yazarımızın bu kitabını okurken oldukça keyif aldığımı belirtmek istiyorm. Bir yazar bu kadar bilgiyi bulup, toplayıp hazırlaması net olarak ifade etmek gerekirse taktire şayan. Eser olabildiği kadar didaktik bir şekilde ele alınmış. Okurken bu kadar bilgiyi ben nasıl hafızamda bulunduracam gibi bir düşünceye siz de kapılabilirsiniz. Nitekim bilgiler o kadar çok ki hangi birine yetiseceginizi, not alacağınızı şaşıracsksiniz diye düşünüyorum. Aynen bende olduğu gibi. Kitabın anlaşılması açısından ön hazırlık sanırım az biraz şart. Yüzlerce kavram karşısında odaklanmak zor kanaatimce. Evrenin oluşumu ve yasaları ilk çağlardan itibaren insan merakının konusu olmuştur. Kozmogoni alaninda çeşitli fikirler ele alınmıştır. Bunların bazıları bilimsel temelli olup bazıları ise sevgi, korku, inanç temelli olarak günümüze gelmiştir. Eserde kozmogoni hakkındaki düşünceler arasına baktığımızda daha çok sevgi, korku ve inançtan söz edebiliriz diye düşünüyorum. İnsanlar her zaman evreni bilimsel temelli anlayamamıştir kanısındayim. Pek tabi olarak bilim her yerde hüküm surmemistir ki günümüzde dahi bilim şeyleri fenomenleri açıklamakta baya zorlanmaktadir. Bundan ötürüdur ki antikite bireyi evreni anlamlandiriken daha çok korkuya sevgiye ve inanca başvurmuştur. Yıldırımlar karşısında korkan kişi yıldırimi ilah olarak görebilmis ya da yıldırimi tanrısal bir nitelik olarak algılama arayışına girmiştir. Dikkatimizi çekecek olan unsurlardan biri de sanırım bu. Yani sorulmasi gereken sorulardan biri de şu olmalı bence. Niye insan bir inanca gereksinim duysun ki... Saf yalnızlıktan mi, korkudan mi, anlam arayışından mi, yoksa başka başka şeyler mi etkili.. Ya da bambaşka bambaşka şeyler.. İnsanlar hep bağlanmak duygusunu barindirmis ve anlamlandirma çabası içinde bulunmuştur yazara göre. Bilinmeyeni anlamlandiramayani kendi bilgisi ve duyguları ölçüsünde değerlendirmistir. Bu yaparken bazen yaratmıştır da ayni zamanda. İhtiyaçlarını giderecek şeyi yaratma. Elbette ki tanrısallik bunlardan biri olmuştur. Mitolojik ögeler simgesel ifadeler semboller. Yazar tüm bunları hiyerofani kavramı ile ele almıştır. İster yaratim süreci olsun ister inanç bazlı olsun her devirde hiyerofaniler karşımıza çıkmaktadır. Çünkü ortada belirli bir Tanrı yok. Tanrıyı açıklama anlatama çabası hiyerofaniler aracılığıyla günümüze kadar gelmiş ve günümüzde de devam etmektedir. Bazıları Tanrı yi ev etkisini yıldırımlarla açıklamıştir. Bazıları doğayla. Bazıları ağaçla. Bazıları taşla suyla sembolle vs vs. İslam inancına baktığımız zaman Kabe ve Hacerul esvet taşı hiyerofani olarak ele alınabilir. Yahudilerde ağlama duvarı. Hıristiyanlarda beytlehim.. Pek tabi bunlar bilindik semavi dinler. Lakin buna benzer on binlerce örnek vardır. Keza hindistan topraklarındaki inanışların hiyerofanilerine baktığımızda söyle bir derin nefes alma ihtiyacı duyuyor insan. Ve bu hiyerofaniler bir çok yeri kültürü etkilemiş gibi görünuyor. Siz değerli kitabı okuyacak olan arkadaşlar bu hiyerofanilerin bizlerde de olduğunu göreceksiniz.. Way beee demek bu uygulama teee antikite döneminden kalma diyeceksiniz. A bu ziyaretler türbeler ağaçlara ip baglamalar vs vs. Uğur getirdiğine inandığımız taşlar kolyeler eşyalar vs vs.. Antikite döneminden bu yana insanlar hep güçlüye bağlanmak istemiştir ya da büyütmüştur. Yenilenen simgeseller de ayrı bi boyut. Tanrının ya da Tanrısalligi boğa motifi ile sembolize etmek. Bu erkekçe bisey. Boğa güçlüdür.. Ve döller. Kutsaldır ve zaptedilemezdir. Ama boğa da belli bir süre yetmeyince daha farklı imgeler ya da arayışlar olmuştur. Maddesel olmayan. Ya da efsane büyüklükte büyük maddesel boyutta olup da ulaşılamayan. Kavranması güç imgeler semboller vs vs. Güneş gibi ay gibi. Gilgames destanında boğa figürunun yerine güneş ay yer altı tanrısı gbi inançlar tezahür etmeye başlamıştır mesela. Güneş ve ay da zamanla battigindan dolayı olsa gerek insanlar bu sefer de daha soyut tanrılar dusunmuslerdir. Enlil gibi ya da tanrılar tanrısı marduk gibi. Bunlar Mezopotamya da oluşan şeyler. Elbette ki dünyanın farklı kültürlerinde çok farklı şeyler var. Veda metinlerinde başka tanrılar. Yunan kültüründe Zeus beyefendi gibi.. Sadece tazurleri farklı. Elbette ki insanlar kendi ilahlarini (yaratmis oldukları ve ya önceden hep var olduklarını kabul ettiklerini) başka insanlara da anlatmak ister.. Benimsetmek isterler. Benim inanışim/ilahim daha doğrudur daha güzeldir mevzusu gibi. Bunu yaparlarken bazen kanıtlama ihtiyacı duymuslardir. Gunes diğer yıldızlar karşısında daha büyük daha ihtişamlı gibi. Ay kendisini yeniliyor gibi. Toprağa baksana sabanla karnını desiyoruz mahvediyoruz buna rağmen yorulmak nedir bilmiyor ürün veriyor gibi.. Bu gibi ifadeleri sevgili yazarımız teofani kavramıyla ele almıştır. Teofani tanrının görünmesi ya da idraki anlamına gelir. Misal hz Musa olayında sına dağı. Tanrı bizzat kendini göstermemiştir ama etkisini dağı eritmekle göstermiştir. İşte! Yehova o kadar büyük ki dağı bile eritiyor görüntüsü vs vs gibi. Çok karışık ya bazı şeyleri açıklamak. O yüzden gibi gibi diyorum affınıza sığınaraktan :) Çok daha fazla uzatamayacam doğrusu. Bazı gelenek ve göreneklerimizin ardında ciddi anlamda eski inanışların olduğu bariz bir durum. Sadece biz farkında değiliz. Eser konuyla ilgilenenler için müthiş bir eser olmuş. Didaktik düzeyi hat safhada. Az biraz sıkıcı gelebilir. Okurken not almak sizleri yorabilir. Bellekte tutmak çok daha zor. O yüzden zor olsa bile not alarak okumanızi tavsiye ederim. Anlatımı açık ve anlaşılır düzeyde. İleri düzey bir literatür taraması olmuş aynı zamanda. Kaynakçadan siz de anlayacaksınız ve taktir edeceksiniz kanaatindeyim. İyi dinler, iyi okumalar Esenlikle...
Dinler Tarihine Giriş
OKUYACAKLARIMA EKLE
19
Alfa Kitap
Dinler Tarihine Giriş'i inceledi.
504 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Mircea Eliade bir kere daha derin bilgisini ve sentez yapma konusundaki gücünü ortaya koyarak dünyadaki dinlerin anlamlarını ve tarihlerini aydınlatmayı amaçlıyor. Bunun için de dinsel tecrübeyi insanın, geçmişten günümüze kadar pek çok kültürde farklı şekillerde tezahür eden kutsal alan içerisinde yaşama gayreti üzerinden çerçevelendiriyor. “Kutsal, güneş ve ay tapımları, su simgeleri, kutsal taşlar, doğurganlık kültleri, yeryüzü ana, yenilenme ayinleri ve ebedi yenilenme miti gibi konuların incelenmesi, bilimin yanı sıra genel okurların da ilgisini çekiyor.” –New York Times “Oldukça önemli ve değerli bir kitap.” –Library Journal “Derin bilginin ve keskin bir kavrayışın ürünü olan bu kitaptan daha etkili bir eserle karşılaşmak oldukça zor... Dinler üzerine çalışan öğrencilerin okuyarak kendilerine çok şey katacakları kesin.” –Kirkus
Dinler Tarihine Giriş
OKUYACAKLARIMA EKLE
6