O vakte kadar kendi düşüncelerinin âleminde yalnız yaşamaya alışmıştı. İç hayatı olmayan insanlar gibi durmadan etrafında konuşulacak, dertleşilecek insan aramaya ihtiyacı yoktu.
Güneşin altında hafiften kavrulmuş otların içine uzanmak, kuru toprağı ve güneşi hissetmek isterdim, bilirsin, şu kuruyup saman hâline gelmiş, bastıkça kırılan, içi bir sürü yaratık ve kuru yosunlarla dolu sapsarı otların. Yüzüstü uzanıp öylece seyretmek. Taşlar ve dallardan yapılmış eğri büğrü bir çit olmalı ve de küçük yapraklar. Müthiş bir görüntü olmaz mı?